Bekir Coşkun’da Başbakan’a, Arabistan’a Git Demiş.
Ağustos 24th, 2007 — eminimsiBaşbakan’ın ifadelerine karşılık Cunda adasından kaleme aldığı duygusal yazılarla demokrasi kampanyası başlatan Hürriyet Gazetesi yazarı Bekir Coşkun’un, bir yıl önce Erdoğan için “Arabistan’a gitsin” dediği ortaya çıktı. Coşkun, başörtüleriyle okumak isteyen kız öğrenciler için “İstiyorlarsa Suudi Arabistan’a gitsinler.” diyen 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, “Çöl yolcuları” başlıklı bir yazıyla destek verdi. Coşkun, 9 Mayıs 2006 tarihli yazıda şu ifadeleri kullandı: “Bence bu arkadaşlar develere binip ‘İslam’a uygun laik anayasa yapılır’ diye hep birlikte Arabistan çölüne açılabilir. Öndeki devede fikir babası olarak Bülent Arınç olmalı. Elbette Başbakan ve diğerleri de…”
Mizansen yazılarımdan dolayı uyduruyor diyebilirsiniz diye söylüyorum; Linke tıklayarak Hürriyet’in arşivinden 9 Mayıs 2006 tarihli yazıyı okuyabilirsiniz. Kaç gündür gazetelerde ve televizyonlarda ağlaya ağlaya duygu sömürüsü yapan, benim gidecek yerim yok gibi laflarla arabesk yapan, eşim dedi ki “Fransız büyükelçiliği pasaport vermek istedi” gibi laflarla, acitasyon kumpasıyla hükümeti zor duruma düşüreceğini zanneden yazar için yapılan bir haber.

İbretle okudunuz. Aslında bugün size Cumhurbaşkanı olması durumunda Abdullah Gül’ün onuruna ordunun atacağı 101 top atışından bahsedecektik. Çünkü o TOPların listesini ele geçirdik. Bazı gazetelerden 1-2 tane, bazıları ise tulum çıkarmış. Bugün açıklamıyoruz.(pazarlıklar devam ediyor) Belki yarın.

Başbakanın talimatıyla başlatılan operasyonlarda, Abdullah Gül’ü tanımayanlar TC vatandaşlığından çıkarılıp sınırdışı edilmeye başlandı. Dün gece yaşanan bu görüntülerde, aralarında toplumun sahip çıktığı travesti olan vatandaşlar Kapıkule den sınırdışı edilirken soyunarak olay çıkardılar. Kimi “Ben tövbe ettim, Abdullah Gül’ü çok severim, insan olarak iyi biridir, sadece eşinin başörtüsüne biraz takmıştık” dese de, kapı dışı edilme işlemleri devam ediyor.


KÜSTÜK; Şaka yaptık dememize rağmen, özellikle fotomontaj için çok yoğun bir şekilde tepki alan mizansen-kurgu haberimizi kaldırmak zorunda kaldık. Sadece eğlence amaçlı yaptığımız bu mizahi haberlerle birilerinin kalbini kırdıysak (ki kırdık) özür dileriz.
Bu millet zaferlerinin çoğunu Ağustos ayı içerisinda kazanmış. Belki halkın tümünü kapsayacak bir mutluluk olmasa da 28 Ağustos’ta Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olması demokrasi adına bir kazanım olacaktır. Her ne kadar azınlık sınıfında olsa da milletin tümünü temsil edermişcesine yazılar yazan köşe(kapmış-dönmüş)yazarları ”Benim Cumhurbaşkanım olarak kabul etmiyorum” dese de, Abdullah Gül gerçek anlam da temsil oranı yüksek ve güçlü bir Cumhurbaşkanı olacaktır. Yada olabilecek midir?. İşte 28 Ağustos bu yüzden dönüm noktasıdır.
Cumhuriyet tarihi boyunca halk, belki de ilk defa bu kadar yönetimde etkili olmuştur. Nitekim gücü elinde tutan elit, son dakika manevrasıyla hukuktan bir duvar örmesine ve o duvarın hala orada durmasına rağmen, yarattıkları engeli ikinci kez kullan(a)madılar. Yeni duvar girişimleri de görmedik değil. Fakat o duvar girişimleri çok cılız kaldı. Ajanslara flaş haber diye geçen 30 Ağustos açıklaması bile pek ilgi bulmadı. Peki ne oldu bu elite, neden müdahele etmiyorlar. Neden şapkadan yeni tavşanlar çıkar(a)mıyolar. Acaba, ne haliniz varsa görün mü diyorlar. Sahip oldukları imtiyazı terk mi edecekler. Oturdukları eve arasıra halkın seçtiklerinden temizlikçi, muhasebeci, sekreter alıyorlar, seçilenlerden biri “yahu bu evin kapısı kuzeyde, o yüzden rüzgar alıyor. yerini değiştirelim” deyince, “Eyvah ülke elden gidiyor, sen nasıl kapıyı değiştirelim dersin” deyip asıyorlar. Başka bir tanesi “camlar çürümüş pimapen yapalım” diye akıl verince; hii sen nasıl yapı taşlarıyla oynarsın deyip bahçede tankları yürütüyorlar.
Allah’ın beyin dağıtırken cimri davrandığı embesiller, İETT otobüsü yakıp ülke kuracaklarını, daha ferah, daha özgür, daha zengin yaşayacaklarını mı sanıyorlar. İnsan kanı ve yanmış belediye otobüsü üzerine inşa edecekleri bir ülke mi hayal ediyorlar. Bu kadar kullanılmaya meraklı bir güruh, dünya tarihinde bir araya gelmemiştir. Merak ediyorum, molotof kokteylini hazırlarken, yola çıkarken ve olay yerinde lanet eyleminizi yaparken hangi duygulardasınız. “Ohh, özgür ülkem için bir belediye otobüsü daha yaktım, ölsem de gam yemem” mi diyorsunuz ? Yakın, 5 belediye otobüsü yakana bir İl bedava, Son 25 belediye otobüsü, ha gayret, embesil topluluğu güzel günler sizi bekliyor…
