Bravo CeNeNe, sen ne kadar akıllıymışsın öyle…

211231soygun.jpgBugün Davutpaşa’daki feci patlamanın ardından, TV ekranları ve Gazeteciler ilginç görüntü ve hikayeleri aramaya, haliyle reyting peşine düşmeye başladılar. Yalnız aralarında bir uyanık var ki sormayın gitsin.

Aynı anda hem TV hemde radyo kanalından yayın yapan CNNTürk ün sunucusu aynen şu ifadeyi kullanıyor;

“Sayın seyirciler, kanalımız yeni bir uygulama başlattı, olay yerinde, patlama anında veya sonrasında çektiğiniz video, fotoğrafları bize gönderebilirsiniz. wwwbilmemne, Hatta cep telefonlarındaki görüntüler için 30bilmem kaça mesaj mms atabilirsiniz.”

Afferin size; gönder bedava mefta.jpeg, gelsin reyting. Bu görüntü sadece CNN de.

Eğer tarife vermekten utanıyorsanız ben sizin yerinize bir tarife hazırladım;

Ölü; foto başına 10,000 ytl, video başına 25,000 ytl

Yaralı; foto başına 3,000 ytl, video başına 8,000 ytl

Not: mms ücretleri gönderene aittir, 15 sn den aşşağı video kabul edilmez, paranızı da bir ara veririz…

İvedikvari psiko-blogger hışmına uğramış esnaf sendromu

ivedikpisikobloggerler.jpg

“Allah kimseyi blogçuların eline düşürmesin”

Bunu bir yere not edin. En fazla bir, bilemediniz iki seneye lugatımıza giren yeni bir terim olacak. Bu ne menem bi dayanışma :D

Google da indirimTv aratınca karşınıza Mert, Ömerenis, CisdayÜmit Kurt, EdaSuner vesevese blogçular çıkıyor. Neredeyse adamların internet sayfası ilk sayfada çıkmayacak. Cisday muhtemelen 24 saate birinci olacak :)
Gariplerim dakika dakika blogları ve yorumları takip ediyorlar. Kötü adam Oğuz Özyiğit, blog blog dolaşıp açıklamalar yapıyor :D “Allahım ben ne yaptım da bunlar başıma geldi”

Eee, bundan ders çıkaran internet alemi ayağını denk alır artık…

Bayilerde, Uzun Zamandır…

bekir_coskun.jpg

Blog kaykayı yaparken en iyi film posterlerine rastladım, Ratladığım gibi bırakmadım :)

E-MUHTIRA

sapka.jpg

Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarının, başta din olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönem de artırdıkları müşahade edilmektedir. Uygun ortamlarda siyasi partilerin sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; dini kuralların yeniden tanımlanması isteklerinden, dinimizin yaşama alanını kapsayan bazı uygulamalarına alternatif kurallar düzenlemeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.Bu faaliyetlere girişenler, Türk halkının lideri Mustafa Kemal Atatürk’ü istismar etmekten çekinmemekte, halka açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları laiklik kisvesi arkasına saklayarak, asıl  amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar.

Özellikle yazılı ve görsel medyanın kullanıldığı bu tahribat, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır.

Bu bağlamda;

Türk sosyolog ve siyaset bilimci Şerif Mardin “Mahalle baskısı” adı altında yeni bir paranoya akımı başlatıp, günlerce yazılı ve görsel basında dini hassasiyeti olan insanlar üzerinde dolaylı baskı oluşturulmuştur.

Malatya, Dağlıca, Hrant Dink gibi toplumsal infiale yol açan katliamlarda herhangi bir açıklama, e-açıklama, basın duyurusu yapmayan bazı kurumlar, konu din ve türevi sorunlar olunca, yerini bilmeksizin açıklamalar yapmaktan kaçınmamaktadırlar.

Malum çevreler de İnancı gereği başörtüsü takan insanları, Cumhurbaşkanı nın eşinin dahi başörtüsüne alternatif kapanma yöntemleri geliştirilmeye çalışılıp alaya alma, hafif görme refleksleri gelişmiştir.

Başörtüsü karşıtı olan ve kutsal dinimizin temel niteliklerini aşındırmaktan başka amaç taşımayan bu temel de sorunlu anlayış, son günlerdeki bazı gelişmeler ve söylemlerden de cesaret almakta ve faaliyetlerinin kapsamını genişletmektedir.

Son günlerde, problemin çözülmesi vaadiyle cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir destek alan mevcut hükümet ve yine bu ve benzeri sorunları çözme vaadiyle iyi bir temsil gücüne sahip olan diğer bir siyasi partimiz, meclis çatısı altında bu sorunu çözme gayreti içerisine girmişlerdir.

En yüksek kurum olan TBMM, gücünü, yerini, haddini bilerek bu sorunu çözmek ve azınlığın infialinden korkmamak durumundadır.

Nitekim yüzyıllardır devletine karşı gelmemiş bir toplum sivil itaatsizliğe doğru itilmektedir. Çoğunluğun vereceği tepki bu sefer sadece sandıkta olmayabileceğini öngörmesi gereken TBMM çatısı altındaki vekiller, aklın, hukukun ve vicdanın gereği olarak bu sorunu çözmek zorundadırlar.

Özetle Sayın Milletvekilleri; bu sorunun bu kadar tartışma ve sıkıntı kaynağı olmasını sağlayanların, bu kadar çaresizliğe düştükleri bir zamanda bu sorun çözülemez ise, bir daha sonuç alma gayretlerinin oluşamayacağını bilmek zorundalardır.

Türk Halkı, bu değerlerinin korunması için Demokrasiler de kendisine verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusunda sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmekte ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Çözmek yada çöz(e)memek…

Birileri size aba altını gösterecektir.

Korkmayın ! aba nın altında sopa, odun, kereste filan yok. Odun bizatihi tehdit edenin kendisidir. “Gösteririm” dediği blöftür. Tıpkı halkın seçtiği başbakanı asarken, ankarada yusuf yusuf, esenboğada çalışır vaziyetteki uçaklarına kaçma refleksine hazır kıta odunlar gibi.

Yılmayın ! Size fetva veren kerameti kendinden menkul ulemalar türeyecektir. Hatta feyşın tivi seyredip modayı, çağdaşlığı kendi beyinciğinin etrafındaki çapı, çeperi küçük duvardan ibaret olduğunu sanıp sizinle dalga geçenler de olacaktır.

Unutmayın ! Oylarınızın hatırı sayılır bir kısmını, bu meselenin öyle veya böyle suistimali ile aldığınızı, 2009 yerel seçimler de vatandaşın sadece yerleri güzel süpürdüğünüz için size oy vermeyeceğini.

Çözün ! Bu hafta, ama mama demeden, siyasi çıkarlarınız için madde madde birbirinizi soymadan, gerilim olacak palavrasını bir kenara koyup, aksine gerilimi bitireceğiniz bilinciyle bu meseleyi çözün. Yada;

Çözmeyin ! Çözemediğiniz sorun için halkın içinde dolaşacağınız tedbili kıyafeti seçin.cozemezsen.jpg

Keep on Rising - Uçuş hattı

eminimsi.jpgeminimsi.jpgAynı anda kaç yerde olabilirsiniz ?
Madden olduğunuz yer, manen olduğunuz yer… İşte Keep on rising, bedeniniz PC nin başında iken, ruhunuzu hayal gücünüzün tarif ettiği adrese götüren, yedi dakikalık bir yolculuk…

Ben şu an Alanya kalesinde fotoğraf çekiyorum, Selim
bey de aracına park ücreti ödememek için rampayı inip çıkıyor.
scotter li görevli peşinde :) “dürbünle bi kere bakmak 500″ yazıyor
karton kağıtta, parasailing yapıyor vatandaş, Akdeniz parlıyor.

Yedi dakka doldu başa alıyorum…

Posted in Youtube. 1 Comment »

Susam Sokağından Elmo

Dün gelen mailler’de Türkiye de sadece worldcard ı olanların satın alabileceği elmo nun reklamı vardı. Ürün biraz pahalı, fakat videosunu seyrettikten sonra acaba demeye başladım, katıla katıla güldük…

Posted in Elmo. No Comments »

Cem Yılmaz’ın Yeni Filmi A.R.O.G. un Fragmanı…

kaynimbanakaydi-vermekistem.jpg

Posted in Youtube. 1 Comment »

Jimmy Wales ın Başına Gelenler…

naaptinvolkan.jpgWolkanca kişisini kınama yazısıdır;

Geçtiğimiz hafta Türkiye ye gelen Wikipedia nın kurucusu Jimmy Wales‘ın başına gelen, pişmiş tavuğun başına gelmemiştir.

Esma Sultan Yalısın’da Altivinin düzenlediği kahvaltı-konferanas a katılan Jimmy Wales, etrafındaki insanlarla fotoğraf çektirmeye başladı.

Zaten ne oldu ise o arada oldu.

Wolkanca Britney gibi “give me give me” demeye başladı, fakat Jimmy mevzuyu çakmadı.

Bunun üzerine ceketi çıkaran wolkanca, Jimmy nin wikia yazan tişörtünü bir çırpıda çıkarıp üzerine giydi.

Fotoğraf çekenlerin şaşkın bakışları arasında eylemini gerçekleştiren wolkanca, kendini görüntüleyen makinalara yeni tişörtü ile poz vermeyi de ihmal etmedi.

Biz Jimmy Wales gibi bir adama mahçup olduğumuza mı yanalım, yoksa wolkancanın blog sayfasında, ben Jimmy e acıdım aslında tişörtü almadım, ama bi daha kine affetmem demesine mi ?

Tanrı Türkü kuru iftiradan korusun ?

Amin…

Bu arada Jimmy memleketinde Türkçe dersleri almaya başlamış.

Bir daha böyle gafil avlanmayacağını söyleyen Jimmy nin öğrendiği kelimelerle kurduğu ilk cümle;

“Versene lan tişörtümü”

Mehmet Ali Birant la Mizansen Akşamları…

kriz.jpg(M.A.Birant’ın tabiriyle) akepeli gençler 15 Nisan 2007 tarihin de beni aradılar. “eminimsi kardeş, biz başbakanı ziyarete gideceğiz, ona tablo hediye etmeyi düşünüyoruz, bize yardımcı olur musun?”. Ben de “bu geziye gideceğiniz ne zamandan beri belliydi ?” dedim. Arkadaşlar “bir haftadır !” , “Afferin size, bir haftadır gideceğiniz belli, son gün hediye hazırlığı” dedim ama nafile. Yapacak bir şey yok, hepsi benim mahalleden, okuldan arkadaşlarım… 

Hem Başbakan’a portre hediye edilecek, benim eserim olacak… “tamamdır” dedim.

Bir akşam da üç çalışma hazırladım, arkadaşlara cd hazırlayıp verdim.

Fakat yaptığım bazı çalışmalara aşık olurum ben, ilginç bir ruh halidir. Gece tam uykuya dalacak iken kalkar bilgisayarı açar “çok güzel olmuş bahh!” derim. Sonra mutlu ve mesut bir şekilde uyurum. Bazen gece kalkıp baktığım bile olur.

Hatun mırıldanır “yok artık !”

Yaptığım üç çalışmadan ikisi gerçekten esprili ve güzel oldu, fakat bir tanesi beni yine kalbimden vurdu.

Arkadaşlar arayıp, benim “eh işte” dediklerimden birini beğendiklerini, onu tab ettirmeye gittiklerini söyleyince haliyle üzüldüm. Belki hepsi benim eserim di fakat çok sevdiğim tercih edilmemişti. Olsun dedim, o da senin evladın :)
17.04.2007 günü, arkadaşlar R.T.E nin konuşma yapacağı akp meclis grup salonunda beklemeye başladılar.

Ben ise olanlardan habersiz, arasıra ilçemizin ağır abilerinin takıldığı çay bahçesine vatanı kurtarmaya gittim.

Cep telefonum yanık yanık çalmaya başladı. İbrahim Balkaya (İlçemizin Gençlik ve Kültür Merkezinin Müdürü)

İçimden “ulen ibraam, du bakalım başıma yine ne çorap ekeceksin” dedim. :)
Bir ciyaak efekti -

-eminimsi, tablon tivi lere çıkmış, şöhret oldun.

Bir anda gözümün önünden hızlıca bir HD kalitesinde DVD şeriti geçti, “İmza günleri, Röportajlar (hatun bu yazıyı okuyor olabilir-şansımı zorlamayayım)”, derken “çık aradan DVD şeriti”

-Nooldu İbo, bi soluk al

-Resim diyom, birant diyom, tayyip diyom, yalan haber diyom

-Baştan alalım ibo, tek tek

-Teketek değil, memetali birant… Kanal D tabloyu çekmiş, Tayyip kızar diye vermediler, tabloyu milli savunma komisyonuna, oradan dolaba kaldırdılar demiş, hepsi palavra, sivil polisi ayarlamışlar, tabloyu Kanal D muhabirine göstersinler diye, bizimkiler göstermedi…

-Arkadaşım, tablo tiviye çıktı mı ?

-hee çıktı, arkadaşların hepsi tiviye çıktı…

-Tamaam ben bakarım gece haberlerine, olmadı internette ki arşivden bakarım

Daha önce de yaptığım, devlet babadan kişilere verilmiş tablolarım var. Fakat bu olay biraz farklı. Kanal D nin haberi çarpıtması filan da değil.

Gecenin olayı, arkadaşların karar verdikleri tablodan vazgeçip benim favori tablomu tab ettirmeleri oldu, ekstra sevdiğim tablodan onların haberi yoktu aslında.

Ve ben bunu tivi arşivinden gördüm… ;)
Çocukça bir duygu, evlat sevgisi mi desek ?