Benim Faşistim, Senin Faşistin…

Formula 1 Başlıyor, Bir İstanbul Park Macerası

Paylaş

klasik.jpgF1 keyfimiz başlıyor…
Çaylak Hamilton geçen sene bizi üzmüştü ama bu sene affettirecek. Kimi Raikonen puştu bizi satıp Ferrariye geçince ilginç duygular içine girmiştim…
Ben Raikonen’ci miydim yoksa McLaren’ci miydim ?
Biraz düşününce aslında McLaren i tuttuğumu anladım. Peki bu kural değişebilir miydi ?
Evet değişebilirdi. Hakkinen F1 kariyerine devam etse ve başka bir takıma transfer olsaydı (spyker, super aguri bile olur) o zaman takımımı değiştirirdim. Hakkinen emekli olduğuna göre McLaren e devam.
Türkiye deki ilk grand pri ye ömerenis le gittik. tamamen tesadüf eseri meşhur 8. virajın önüne oturduk, haliyle yoldan çıkan sapkınları seyrettik :) Sabah 9 da açık alandaki yerimize oturduk. Seller sular gibi yağmur yağdı, sırılsıklam olduk, çöl güneşi çıktı kuruduk, tekrar yağmur yağdı yine sırılsıklam bir daha güneş…
Kabus GP2 lerin yarışıyla hafifledi. Mükemmel motor sesleri, yemişim kulak tıkaçlarını biz sağır olmaya geldik. Televizyonda sadece tizler çıkıyormuş meğer, canlı canlı hem tiz hem bas… Size tecrübe nasihatı; bir kere mutlaka gidip araçların sesini canlı dinleyin, padok a yakın yerler daha makbul. Bir daha da gitmeyin, çünkü televizyondakinin milyonda biri kadar keyif alamazsınız. Beş milyon metrekare alan, araç önünüzden ciuv geçiyor sonra, bekle allah…
Neyse, 16 Mart macera başlıyor;
Avustralya Grand Prix, Melbourne, Avustralya  16 Mart, 06:30

(Resim; Pilotlar yarış başlamadan klasik arabalarla selamlama geçişi yaptılar, Raikonen klasik bir Mercedes le geçiş yaparken. Aşağıda ise çektiğimiz videolardan biri…)

Skandal - 2

Destekli çakma…

Skandal…

Roberto Carlos…

Paylaş

Roberto Carlos un Tenerife ye attığı gol için Youtube da bir matematikçi tartışma başlatmış. Matematiksel olarak imkansız dedikleri gol için “İsa yardım etti”, “O bir matematik kralı”, “Gol olmuşsa demek ki imkansız değil”, ”Hey, görüntüdeki adam, sesini kes. Bu bir yetenek, matematikle açıklayamazsın” gibi ilginç yorumlar yapmışlar…

Yazının detayları…

EY ŞEHİT OĞLU ŞEHİT !

Operasyon Var, İntihal Serbest…

Paylaş

operasyon-4.jpgYurdum insanları şu sayfada blog sayfaları ve (ç)alıntılama mevzusuna dalmışlar…
Mehmetçik bu hava da ülkemin güvenliği için operasyon yapacak, çatır çatır savaşacak, sen kalkıp blog telif haklarını anlatacaksın hadi ordan…
Değil tabi ki, çünkü ben sapla samanı karıştırmayan birisiyim (ya da öyle olduğumu sanıyorum)
İstemezükçüler ne zaman sıkışsalar bu tarz hedef saptırmaları kendilerine vazife bilirler.
Tıpkı başörtüsü yasağının kalkması tartışmaların da olduğu gibi.
“Canım sende, onca mevzu dururken başörtüsünü gündeme getirmek maksatlıdır” demek, ilk bakışta masum bir istek gibi görünse de aslında altında zaman kazanmaya dönük ince hesapların olduğu aşikardır. (iyi niyetli veya kötü niyetli)
Kim “Yahu, asker operasyon yaparken yaptığınız mevzuya bak” diyorsa ki anlayın o intihalcinin ağa babasıdır.
Gerçi okuduğum kadarıyla pek öyle birşey diyen yok ama yine de üzerime vazife alıp böyle bir saptama yapayım dedim.
(Eyvah, yoksa bilinçaltımda intihalcilik mi var, niye atladım mevzuya…)
Hayır, sadece genelkurmayın sitesinde hoşuma giden bir operasyon fotoğrafını biraz fotoşoplayıp sayfayla tümleşik hale getirdim. Mevzu yoktu buraya bağladım…
Arada bu kalleşin kardeşin halka çakmasına binaen, darbeci-ulusalcılara çaktım.
Oh be, amma komplike bir yazı oldu…

Hi George, One State Please…

Paylaş

Eline amerikan bayrağı alanın ülke kurup, bağımsızlığını ilan ettiği bu günlerde benimde aklıma acayip fikirler gelmiyor değil.

Mesela diyorum ki bizim mahallelilerle bir araya gelip otonomi mi ilan etsek.

Meclisi Kuku Ahmet in çay bahçesinde toplarız, çay bahçesinin branda perdelerine sayın bush un portrelerini asarız.

Şaka bir yana, bu söylediklerimiz ırakta gerçekleşecek… Tıpkı kosova da olduğu gibi.

İşin traji komik tarafı kendi elimizle bize hava alanlarını, yollarını, devlet binalarını, okullarını, iş merkezlerini ni ni ni yaptırdılar. Laf dinlemez pi.lerini dağdan bizim elimizle önce havadan, sonra karadan operasyonlarla temizliyorlar…

Bakmayın bağırıp çağırdıklarına, kaç aydır dağlara ikmal geçişini engelleyip durumu kolaylaştırıyorlar. Büyük abi de aha şuradalar aha buradalar diye kaflarına indirdiğimiz bombaların adresini gösteriyor…

Her şey temizlenince ne olacak; Aynı kosova da olduğu gibi ellerine amerikan bayraklarını alıp bağımsızlıklarını kutlayacaklar. Salak pekaka durumu daha yeni anladı. Hala amerikanın ve barzani amcanın kendilerini nasıl sattığını akılları almış değil. Kafalarına bombalar yağarken bugün istanbulun pekakalı semtlerinin birinde duvarı afişlerle donatmışlar “amerika ortak düşmandır”

Sokak köpekleri, şimdi mi aklınız başınıza geldi. İşte saddam gibi kullanıldınız, kullanılmış tuvalet kağıdının gideceği yer de belli…

Çek sifonu eminimsi, kuracağımız ülkenin marşını buldum youtube tan…

Bağım(sız)lık !?

Paylaş

rumlarin-bagimsiz-kosova-ko.jpgAhmet artık büyümüş, ayrı eve çıkmak istermiş.

Kendi ayaklarının üzerinde durabileceğini ön görerek, evin bahçesinde bir baraka yapmaya karar vermiş…

Yanlızca ona ait, sadece onun, hep onun…

Peki ahmet barakayı yapacağı odunu nereden bulacaktı…

Ahmet oduncuyu buldu…

don’t eat me !

Hanzala…

Paylaş

adsiz.jpg

Wordpress-zede kardeşlerimden MeFeKa nın;

“Her çizgisinin altında sırtı okuyucuya dönmüş küçük bir çocuk vardır. Hep 10 yaşındadır. Çünkü Naci El Ali yurdundan kopartıldığın da o yaşta idi. Diken diken olmuş saçlarıyla Hanzala, Filistin dramını haykırır dünyaya.”

Diye biten satırlarını okumanızı ısrarla tavsiye ediyorum…

Billapple

Nerede o eski provakasyonlar…

Paylaş

kezzaphurriyet.jpgEskiden olsa koskocaa terör örgütü ele başının yakalanmasının yıldönümü pasta yerine taşlar, mum yerine odunlar, limonata yerine molotof kokteylleri ile kutlanırdı.

Ben şerefsiz ve arkadaşlarım, yeni nesle nasıl gösteri yapılacağını, nasıl da cam kırılıp polis arabaları yakılacağını göstermek maksadıyla eğitim vazifemizi yerine getirmek için batman 19 mayıs(!) mahallesin de toplandık.

Ulan kaypak gençlik, bi çift ayakkabıya davanızı sattınız bee… No o karakol amiriyle öpüşmeler filan…

-Yok arkadaş, bizim modamız hakketen geçmiş. Naapçaz ibraam ?

-Apo abi, benim kredi kartımın limiti müsait. Alalım bi fotoraf makinası, gidip başörtülü resmi çekelim. ahanda burası üniversite hiii filan… bi de mini etekli ye kezzap döktüler deriz fotonun üzerine de PKK yazarız kocamen…

-Yok olum PKK diil, DHA yazılıyo yalan haberlere zübük !

-Kızma yeniyiz yalan haber de…

CEO Star tivi de…

Paylaş

selims.jpgGururumuz yavuzselim, Star Tv nin çin-çince üzerine yapacağı bir röportaj için bugün çin kültür merkezine gidecekmiş.

Yarın ana haber de yayınlanması planlanan çekim için hazırlanan CEO yeni gelin gibi heyecanlıymış. (Mesela yani)

Kendisi duygusuz ruhsuz bir adam olduğu için heyecan yapma ihtimali sıfır.

Zaten duygusuz-ruhsuz çinliler kanını çekmiş ki, kendini çine adamış…

Şaka bir tarafa Yavuz Selim e yürekten başarılar diliyorum, devamının geleceğini biliyorum…

Tuncay Özkan’a yardım…

Öpünce geçer…

Paylaş

pepsiturban.jpgEskimiş, sıfatsız kalmış emekli Anayasa Profları, köşelerin de kokmaya yüz tutmuş eski siyasetçiler, zümresindeki konumunu daha bi sağlamlaştırmak isteyen sanatçılar(!) bugünler de yeniden gazete manşetlerinde kendilerini görme hazzına Böşörtüsü sayesin de varıyorlar.

Fakat pazar payını, ülkedeki hassasiyetleri, yaptığı işi gereği yaşayanlardan daha iyi tahlil etmesi gereken pepsi bu hatayı nasıl yapar akıl alır gibi değil. Akıl tabi ki almaz, çünkü bu bir hata değil…

Pepsinin avukatları, hem de bugünler de bu detayı nasıl atlayabilirler. Demek ki katılım koşulları hazırlanırken mekanda sadece avukatlar yokmuş. Pazarlama, reklam vs… departmanlarından da elemanlar varmış.

(Hayali replikler)

-Kenan, Türbanı mutlaka yazmalıyız

-Olum, dinci basın bizi kazığa alır

-Salak, haberi biz vereceğiz zaten abdurrahmandantagalak@hotmail.com u aldım. Kendimizi sözüm ona ihbar edecem zuhahaha

-zuhahaha, iyi de tepkiler ?

-Kallavi salak, milyon dolar veriyoz reklamlara, bugün çatır çatır internette, akşam da anahaberler de olur bu haber anlasana…

-Ya boykot ederlerse

-Yau hatırlasana ermeni soykırımını, kim vazgeçti danondan, renodan… danon piyasa birinciliine oynuyo şimdi, boykot dediğin on gün, sonra gelsin paralaarr… zuhahaha

-zuhahaha akıllı adamsın vesselam, bişe içermisin abi?

-İçerim, türbansız kola zuhahahahaha!

-ZUHAHAHAHA

İçmeye devam edersen resimdeki hanzo ol…

Buteki ve Öteki…

Paylaş

carsaf.jpgBir gün, butekilerin değil de ötekilerin yazdığı resimli bir tarih kitabı eline geçtiğin de göreceksin hafife aldığın fakat ayağa kalkmanı zorlayacak kadar ağır olan bir bez parçası ile öküzü olmayan kağnı arabalarında mermi taşıyan kadınları…

(Her ne kadar fazla-ca şüphem olsa da) Belki onlardan biri senin de atan…
Germe sanatını ifa ettikten sonra salonda kopan büyük azınlık alkışıyla, tarifi imkansız, gurur, ihtişam, sanat(!) garnitürlerinden oluşmuş bir duygu salatasına dönüşüverdin.

Ne de güzel attın o çarşafı… Hele o son hareket. Sol (taharet) elinle kırkbeş derece havaya kaldırıp, küçük kafanla, küçültücü bakışlarla, ölen düşmanın son nefesini izleyen bir şövalye…

Bir gün yaptığın hatayı anlayacaksın. Ama o gün bugün değil. Çünkü icra ettiğin oskarlık oyuna yapılan alkış, sahne arkası iltifatlar, buteki basının taltifi, en az 20 sene seni zehirleyecektir…

Yine bir gün (evliysen, evleneceksen, evlenmeden de olur) torunlarına hikayeler anlatırken;

“sevgili torunlarım, benim de bu vatanın gerim-gerim gerilmesinde bir katkım olmuştur” cümlene, senin tohumuna inat aykırı bir torun;

“iyi de nine, sizde aynı iran gibi yapmışsınız, onlar zorla kapattırmış, siz zorla açtırmışsınız”diye bir cümle kuracaktır.

Belki o zaman dank edecek kafan, şimdi değil. Şu an zafer sarhoşusun, ayılacağın gün gelir elbet, belki buteki tarafta, belki öteki tarafta…

Sevgililer Günü ve Odun

Paylaş

sevgilimbirodun.jpg

Sevgililer günü yaklaşırken, kimi arkadaşlarımız olayı son dakika çözeceği düşüncesiyle sallarken, kimisi blog sayfasında 5 kaldı 3 kaldı diye bir yerlere mesaj yollarken, kimisi yok öyle işlerde ayağım, yediremezler bana alışveriş tuzağını diyerek deli cesareti gösterirken, kimisi de kalbi hislerle almayı düşündüğü halde odunluk yapıp unuturken birden imdadımıza istinyepark ın hazırladığı reklam panoları yetişti. Hem hediye alacak olanlara, hem da almayacak olanlara. Neden mi?

Hediye almayı düşünen kardeşlerimizin kafasına bir odun gibi çakmış, bir nevi hatırlatmış “Odun olmadığını kanıtla”

Hediye almamayı düşünenlere ise kapitalizmin acımasız tükettirme işkencesini hatırlatıp, davalarında daha bir sıkı nefer olma hazzını vermiş. Evet, popüler kültürün öncü-üyesi, edilgen bir piyonu olmadığını kanıtladın afferin…

Sen git şu son yazdığım satırı sevgiline anlat… Kapitalizm, tüketim çılgınlığı,  popüler kültür, piyoooaaa küüt!!!

İşe yaramadı mı ? Neyse ben istinyeparka gideceğim, git kafana pansuman yaptır gel, beraber gidelim…

Zekai Tunca

Paylaş

“Ölünce değerini bilmek” söylemine öznelendireceğimiz pek çok insan var hayatımızda.

Akşam TRT4 te Zekai Tunca yı görünce ilk aklıma gelen bu düşünce oldu.

Bu yazıyı yazmadan önce etrafımdaki bir kaç insana Zekai Tunca yı tanıyormusunuz diye sordum El-cevaps;

-İyi bir sanatçıymış, sanırım 80 lerde ölmüştü

-Yabancı gelmiyor, ama sanatçıydı galiba, şarkıcı

-Türk Sanat Müziği Sanatçısı A kalite bir adam…

Üçüncü cevabı Sarıyerli bir sütçü kardeşim verdi. 25-26 yaşlarında sütçülük yapan bir kardeşimiz… Bu cevabı alamasaydım gerçekten büyük bir hayal kırıklığı yaşayabilirdim. Zaten bu cevap üzerine diğer dönek denekler hemen “haa evet şimdi hatırladım” demeye başladılar.

Duruşu, bakışı, konuşmasıyla Devlet Sanatçısı ünvanını fazlasıyla hakkeden Zekayi Tunca nın 6 Şubat ta Yakacık ta, 9 Şubat da Kartal da Konser verdiğini öğrendiğimde bir kere daha üzüldüm. Ne basında, ne de televizvonda bunları duyma imkanımız olmuyor. Kendine ait web sitesinde bir daha ki konserin 20 Şubatta Mersin Üniversitesinde olduğu yazıyor.

Önünü arkasını kollayamayan gülşen dahi irili ufaklı youtube üyelerinin yayınladığı videolarla 1,000,000 u çoktan aşmışken, Zekai Tunca nın “Gülü Susuz Seni Aşksız Bırakmam” şaheseri 200,000 ler de talılıp kalması hakikaten utanç verici…

Sevgili Zekai Tunca; Allah uzun ömürler versin de varsın değerin bilinmesin…

ŞOVEN MİLLİYETÇİLİK

Paylaş

galatasaray_manisa_6.jpgBaşlığa bakıp yanlış anlamayın, bu sefer siyeset yazmayacağım…

Tartışacağım konu şoven milliyetçiliğin tanımı, yararı, zararı, kapsama alanı değil .

Hergün işyerime giderken aracımla pekeke sempatizmanı bir mahalleden geçiyorum. Duvarlarda ilginç afişler, sprey boyayla yazılmış yazılar, peşinden karşı görüşlülerin yine sprey boyayla yazıların üzerini karalamalarını filan görüyorum.

Derdim ne ? Afişlerden bir tanesini ve dün oynanan GS-V.Manisa maçındaki gol sevinci görüntülerini, peşinden bu sevincin mucidi(!) hakan şükürü ilişkilendirdim. Afiş teki yazı şu;

“ŞOVEN MİLLİYETÇİLİĞE HAYIR”

hakan şükürün yaptığı ise gol sonrası arkadaşlarına oynattığı misket havası. Peki ne var bu misket havasın da ?

Miskette bir şey yok tabi ki. Problem, hakan şükürün her olay sonrası  alışılmış olan bir yerlere mesaj verme kaygısıyla yaptığı açıklama;

“Biz kaç haftadır sadece TÜRK oyuncularla oynuyoruz”

Bu konuşma da Adnan Polat ın FB-GS kupa maçı sonrası yaptığı “Brezilya:0 Türkiye:0″ açıklamasının etkili olduğu çok açık. Peki karuska, buziid, şabaninondaa, lincoln tonla para aldıkları halde oyamıyor veya oynatılamıyorsa, neredeyse Roberto Carlos kadar maliyeti olan(ligtv ye göre)  linderotun sezonu kapattığı, hatta belki de futbol hayatının bittiği basından saklanıyorsa bunda fenerbahçenin ne günahı vardır ?

Yengeç dansı samandırada uydurulan bir dans mıdır yoksa yunan sirtakisi midir? Diyelim ki yunan sirtakisi… Bu dans hakan şüküre “şoven milliyetçilik” yapma hakkını verir mi?

İş bu yazı, tahrik yazısıdır…

Paylaş
kapak.bmp(Bu yazı, yağmur* dua sıdır, kullanılan kapak daha önce de tahrik amaçlı kullanılmıştır…)

29 Ekim 1923 ten 28 Şubat 1997 ye kadar şeriatla yönetilen ülkemiz, memleketimizin önden gelenleri ve onların arkasından gelenlerinin gayretleriyle the bilmem ne otelde üç gün içerisinde alınan kararlarla çağdaş ve uygar  made niyetler seviyesine getirilmiştir.

Made niyetimizin bir çok avanta avantajlarını gördük.

Mesela 22 Bankamız, içi boşaltılarak hijyen ve steril bir hale getirilmiştir. Bildiğimiz gibi para dünyanın en pis kağıt parçasıdır. Netekim herkes elliyor.

Yine mesela bir çok insana ortaçağ arap kıyafetleriyle tivi lerde konu mankeni olarak çalışma imkanı sağlanıp ciddi bir istihdam yaratılmıştır.

Yine yine mesela başörtülü kızlarımızın sağlığı düşünülerek karantinaya alınan üniversitelere girişleri engellenmiştir. zırt

İşte bu zırt dediğimiz yerde harekete geçen akepe ve yandaşları, ülkemizi 97 öncesi karanlık günlere geri getirmeyi amaçlamaktadır.

Bu olayı tek başına engelleyecek kabiliyete, marifete ve defa kez tecrübeye haiz kurumumuzun başına terör belasını bulaştırıp oyalanması suretiyle vakit kazanıp, karanlık ve yeşil küçükköyspor emellerini hızlı bir şekilde gerçekleştirmektedirler.

Biz önden gelenler ve onun arkasından destekleyenler topluluğu olarak bir çeşit ilahımız olan bu kuruma hakketen sesleniyoruz;

Ayva dersem çık, elma dersem çıkmaaa…   AYVAAA !

*Darbe

NTV de La Liga yı Nasıl Seyredebiliriz ?

Paylaş

Türkiye’de ikamet eden ve TURKSAT’a çevrili uydu (çanak) anteni kullanan NTV izleyicileri La Liga yı şu şekilde takip edebilirler:

1. Uydu alıcınızın Biss şifre çözebilme özelliğine sahip olması gerekmektedir. Çoğu uydu alıcılarında bu özellik bulunmakta fakat aktif durumda değildir. Eğer uydu alıcınızın şifre çözme özelliği açık durumda değilse, uydu alıcınızı aldığınız yetkili servisten destek isteyiniz.

2. Uydu alıcınızın menüsünde ‘CAS’, ‘Key Girişi’, ‘CAS System’, ‘CAS Keys’ veya benzer bir isimle yer alan KEY girişi menüsüne gelin.

3. Açılacak menüde yer alan şifreleme tiplerinden (Şifre Tipi, Cas Type veya benzer bir isimdeki seçenek) Biss olanını seçin.

4. Açılacak menüde yer alan talimatları uygulayarak aşağıdaki değerleri girin.

Biss ID: 0×1FFF (eğer 6 haneli ise biss ID 0×001FFF olarak girilmelidir.)
Biss TP: 11892/12800(H) (Bazı modellerde bu sorulmamaktadır.)
Key Değeri: A021230035461400 (eğer 12 hane varsa key değeri A02123354614 olmalıdır.)

5. Şifreyi kaydedip (Kaydet, Tamam, Save veya OK) menüden çıkın.

6. Şifreyi kaydettiğiniz halde yine izleyemiyor ve hâlâ ‘kanal şifreli’ gibi bir uyarı ile karşılaşıyorsanız uydu alıcınızı kapatıp açın.

7. Eğer alıcınız hala şifreyi çözemiyorsa lütfen cihazınızı satın aldığınız yetkili servisten destek isteyin.

Not: NTV’nin İspanyol Ligi maç yayınları, Türkiye içinde çatı anteni ile vericiler üzerinden, Kablo TV şebekesinden, D-Smart ve Digiturk platformlarından herhangi bir işleme gerek kalmaksızın sorunsuz bir şekilde izlenmektedir.

Next 2000 cıs super pluslarda,
menü tuşuna bas, cihaz bilgisini seçip kumandadaki kırmızı tuşa bas, 1234 yazdıktan sonra CI seçeneği çıkacak, ondan sonra yukarıdaki işlemleri yapabilirsiniz…

Bak Amerika’lı Blog yazarlarının yaptığına (Bizimkilere duyurulur)

Paylaş

Geçtiğimiz günlerde bloglarda paylaşılan  yazılar neticesin de, Mert in  orta levelli bir on-line alışveriş krizi aşılmış oldu.

Sorunun çözümü (en azından sonuç hızı), blog yazarlarının bu problemi çok hızlı bir şekilde yayılarak sayfalarına taşımasıyla sağlandı.

“Bu olay şunun da ispatı; demek ki neymiş blog deyip geçmeyecekmişsiniz.”, “İşte amaç yerine ulaştı mı mühim olan budur!” diye yorumlar yapan EdaSuner in demek istediğini Amerika da, hem de Başkanlık seçimlerin de Hilary Clinton ı köşeye sıkıştırmaya çalışan blog yazarlarının yaptığına bakarak anlayabiliriz.

Haber özetle şudur;

“Amerikalıları kızdıran Kurtlar Vadisi Irak’ın yapımcılarından Mehmet Çelebi’nin, Hillary Clinton’ın en önemli bağışçılarından biri olduğu ve parti kongresi için delege seçildiği bilgisi, Kürt sitelerinden ABD’ye yayıldı. Önseçim sürecinde bunu fırsat bilen bazı Amerikalı muhafazakar blog yazarları, Demokratların kadın başkan adayı aleyhine karalama kampanyası başlattı.” Hürriyet…

Kendini güç hiyerarşisinin içerisine Amerika da çoktan almış olan bloglar, Türkiye de ne durumdalar ?.

Mesela günlük olaylar da veya örnekte olduğu gibi seçimler de ne kadar etkili olabiliyorlar. Tabi ki kimseye blog sayfanızdan kömür filan dağıtın dediğimiz yok :) ama yazılan yazılar seçmenlere ne kadar etki yapabiliyor.

Etkinin büyümesi Ulusal Medya aracılığı ile sağlanabilir mi ?

Aslında evet, fakat Ulusal Medya nın blogçuları kendine (ufakta olsa) rakip görme kompleksleri oluşabilir. Bunun ışıltılarını Ali Saydam ın e-şerefsizler yazısında gördük. Hatırlarsanız Ali Saydam şu incileri dökmüştü;

“Bu e-şerefsizlere sayfalarında yer veren siteler de analog şerefsiz türüne girerler. Çünkü küçük bir araştırmayla bunların kim olduğunu bulabilirsiniz. Bu türden olanları savcılığa vererek biraz olsun yıldırmak mümkündür, oysa diğerlerini yasal yoldan susturmak zordur.. Çünkü yasal zeminde hareket etmezler. Kötülüğü Makyavelist amaçlarla değil, çıkar mıkar beklemeden bizzat ‘kötülük etmek için’ yapan bu sinsi yaratıklara karşı, iletişim açısından yapılacak şey de sınırlıdır. Susmak bunlardan bir tanesidir..”

Evet, aslında susmak en iyisi (Ali Saydam için)

Sonuç olarak Türkiye’de bir Gateway Pundit yok. Ama olabilir…
Önümüzde ki yerel seçimlerde Youtube da, yeni Belediye Başkan adaylarının projelerini anlattığı, eski belediye başkanlarının yaptıklarını ve yapacaklarını anlattıkları videolar yayınlanmaya başladığında anlayın ki o yola doğru gidiyoruz. (bak bunu iyi akıl ettim, hemen bir iki AK Partili belediyeye video hazırlıyayım, Elhamdulillah Müslümanız :)

Müçtehid Baykal’la Salı Sohbetleri…

Paylaş

hacibaykal.gifMADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

Anayasanın bu maddesini okuduktan sonra bir de şu fetvayı okuyalım;

“İslamiyet’te de, İslamiyet’ten önce de örtünme vardır. Kur’an-ı Kerim, çeşitli ayetlerde, bunu ifade etmiş. Kuran-ı Kerim, telkinler yapmış.

Hanefi fıkıhçılar kulak altından saçların görünmesinde sakınca görmeyip, namazdaki ibadet için de örtünmeyi şart kabul etmemişlerdir.

Ebu Hanife namazda dahi kadının saçlarının dörtte birinin görülmesinin namazı bozmayacağını söylemiştir.

Ebu Yusuf  “yarısına kadar görünse namaz olur’ demiştir. Türban takmamak ne küçük ne de büyük günah olarak sayılmamıştır.
Tesettür konusu tavsiye midir, emir midir diye tartışılıyor. Bırakın, herkes hesabını mahşerde versin.”

Bu okuduğunuz satırlar Fatih Çarşamba İsmail Ağa Camiinde söylenmedi. Tuncay Özkan ın, önünde el pençe durduğu, arkasından “yılaaan” diye bağırdığı Fetullan Gülen tarafından da söylenmedi. Peki hangi muhterem söyledi ?

Dün partisinin gurup toplantısında konuşma yapan Deniz Baykal tarafından söylendi.

Laikliğin amansız koruyucularının TBMM çatısı altınta söylediği sözlere bakarmısınız.

Tehlikenin farkında değilseniz, farkına varın artık…

ssssssssssssssssssssssssssssssssss