F1 keyfimiz başlıyor…
Çaylak Hamilton geçen sene bizi üzmüştü ama bu sene affettirecek. Kimi Raikonen puştu bizi satıp Ferrariye geçince ilginç duygular içine girmiştim…
Ben Raikonen’ci miydim yoksa McLaren’ci miydim ?
Biraz düşününce aslında McLaren i tuttuğumu anladım. Peki bu kural değişebilir miydi ?
Evet değişebilirdi. Hakkinen F1 kariyerine devam etse ve başka bir takıma transfer olsaydı (spyker, super aguri bile olur) o zaman takımımı değiştirirdim. Hakkinen emekli olduğuna göre McLaren e devam.
Türkiye deki ilk grand pri ye ömerenis le gittik. tamamen tesadüf eseri meşhur 8. virajın önüne oturduk, haliyle yoldan çıkan sapkınları seyrettik
Sabah 9 da açık alandaki yerimize oturduk. Seller sular gibi yağmur yağdı, sırılsıklam olduk, çöl güneşi çıktı kuruduk, tekrar yağmur yağdı yine sırılsıklam bir daha güneş…
Kabus GP2 lerin yarışıyla hafifledi. Mükemmel motor sesleri, yemişim kulak tıkaçlarını biz sağır olmaya geldik. Televizyonda sadece tizler çıkıyormuş meğer, canlı canlı hem tiz hem bas… Size tecrübe nasihatı; bir kere mutlaka gidip araçların sesini canlı dinleyin, padok a yakın yerler daha makbul. Bir daha da gitmeyin, çünkü televizyondakinin milyonda biri kadar keyif alamazsınız. Beş milyon metrekare alan, araç önünüzden ciuv geçiyor sonra, bekle allah…
Neyse, 16 Mart macera başlıyor;
Avustralya Grand Prix, Melbourne, Avustralya 16 Mart, 06:30
(Resim; Pilotlar yarış başlamadan klasik arabalarla selamlama geçişi yaptılar, Raikonen klasik bir Mercedes le geçiş yaparken. Aşağıda ise çektiğimiz videolardan biri…)






Yurdum insanları
Ahmet artık büyümüş, ayrı eve çıkmak istermiş.


Eskiden olsa koskocaa terör örgütü ele başının yakalanmasının yıldönümü pasta yerine taşlar, mum yerine odunlar, limonata yerine molotof kokteylleri ile kutlanırdı.
Gururumuz 
Eskimiş, sıfatsız kalmış emekli Anayasa Profları, köşelerin de kokmaya yüz tutmuş eski siyasetçiler, zümresindeki konumunu daha bi sağlamlaştırmak isteyen sanatçılar(!) bugünler de yeniden gazete manşetlerinde kendilerini görme hazzına Böşörtüsü sayesin de varıyorlar.
Bir gün, butekilerin değil de ötekilerin yazdığı resimli bir tarih kitabı eline geçtiğin de göreceksin hafife aldığın fakat ayağa kalkmanı zorlayacak kadar ağır olan bir bez parçası ile öküzü olmayan kağnı arabalarında mermi taşıyan kadınları…
Başlığa bakıp yanlış anlamayın, bu sefer siyeset yazmayacağım…
(Bu yazı, yağmur* dua sıdır, kullanılan kapak daha önce de tahrik amaçlı kullanılmıştır…)

MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
