İddaa-name
Mart 31st, 2008 — eminimsi

Falın Sonuçları
1. Fincanın dibindeki yoğunluk bir çeteyi işaret ediyor. Hatta bir terör örgütünü, yada her ikisi birden. Parlayan kısımda oluşan Ç harfi çete liderinin adının içinde geçen bir harf. (Hemen atlamayın ilk harf değil de son harf te olabilir)
2. Anayasa Mahkemesi diye görünen bölgeden iki yol çıkıyor. Bu yolun biri kapalı biri açık. Açık olan yol başörtüsüne dava yolu açık anlamında. Kapalı olan yol ise kapatma davası reddedilecek. Yani Anayasa Mahkemesi AKP nin kapatma davasını reddedip bir tarafın, başörtüsü davasını kabul edip diğer tarafın gazını alıp aklınca denge gözetecek. Sonuç itibarı ile AKP kapatılmayacak ama Başörtüsü de üniversitelere giremeyecek.
3. Fincandaki yolların numara sırasına göre bu akşamki derbi sonuçlanacak. Yani (BJK - FB) = (1 - 2) olacak. Bir daha ki fal da görüşmek üzere (Görüşebilirsek tabi)
Motoshow 2008 hac görevimizi yerine getirmenin huzuru içerisinde bu satırları yazabilirim
Salon 1,2,3 dolaşma vazifemizi yaptıktan sonra, bizim için kutsal sayılan bir kaç noktada oyalanma, inceleme, imrenme, düşünme odaklı beyin fonksiyonlarımızı yerine getirip, bir kaç adet hatıra amaçlı fotoğrafımızı çektirip bir nevi hacılığımızı tamamladık. Her zamanki hatamızı yapıp yine pazar günü gitme gafletini gösterdik. Öyleki bir ara havadaki oksijen miktarının neredeyse sıfıra indiği kalabalık dakikalar yaşadık.

Biraz hıncalcılık oynayıp markaları övüp yerelim;
Yamaha dan başlamak istiyorum;Bulunması biraz zor, kıytırık, karanlık bir köşede yeni modellerin olmamasının da verdiği iştahsızlıkla sanki bir köşeye iliştirilmiş gibi duruyordu.
Honda; Her zamanki havasına Kenan Sofuoğlu’ nuda ekleyerek geniş bir alanda şovunu yapmış.
Kanuni; Fuardan önce uğramak aklımızdan bile geçmeyecek standta belkide en fazla zamanımızı harcadık. Özellikle yeni ve iddialı sport modelleri kafamızı karıştırmadı değil.
(26/03/08-Ek; Bahsettiğim sport modeller için Kanuni(Kuralkan), Güney Koreli Hyosung (S&T GROUP) la üretim anlaşması yapmış)
Harley; Fazla söze gerek yok. Harley, standlarında kullanıcılarının yaşam biçimini de sunduğu için müthiş bir görsel şov yapmış. (her tarafındaki alkol afişleri ve ikramları buna dahil)
Ducati; Efsane İtalyanın eh işte kıvamında, uçuk fiyatlarla vasat bir görüntüsü vardı.
Aprilia; Fuara giderken aklımızda olmayan başka bir marka, Özellikle 125 lik olsa bile neredeyse cbr600 gibi duran şasesi, 30 beygir gücüyle güzel bir model sunmuş.
Kawasaki; Fuara beraber gittiğim arkadaşlar ne der bilmiyorum ama ben fuarın galibi Kawasaki diyebilirim. Alanını en iyi kullanan, modellerini en iyi sergileyen markaydı. ER-6n i yakından inceleme şansımız oldu.

Şimdi sıra geldi gerçek hayata. “Allah” diyorum ![]()
Motoshow 2008 biletlerimi Yamaha dan almış bulunmaktayım. Konu komşu, akraba yegen takımına duyurulur.
Şu dakika itibarı ile yalaka e-mail, sms vs… iletişim yöntemleriyle gelecek mesajlarınızı bekliyorum. Sizde mazur görürsünüz ki biletler kısıtlı. En iyi yalakalık yapan, pohpohlayan, sevgi gösterisin de bulunanlar tek kişilik jüri üyesi tarafından seçilip CNR a götürülecek. (Götürülecek derken, kendi yol parasını verecek, hatta benim yol paramı da verecek anlamında söylemiştim)
Bekliyorum… ![]()
Ben ve müridlerimi, Pazar günü Yamaha Standında, R1 severken görebilirsiniz.
Sevgili Ömerenis, Başbakanımızın kendini tam olarak ifade edememe problemi olduğu gibi, çok saygıdeğer basınımızın da mevcut kabine üyelerinin ağzından çıkan kelimeleri nasıl bir sihirbazlık ve laf ebeliğiyle bir tarafa çekerim kaygısı var. O Yüzden “ben buldum, ben buldum” dediğim bir özdeyişle sana diyorum ki; “Buteki basınla beraber, arada öteki basını da oku” Öteki basın ihtiyacını eminimsi.com la gideremezsin.
Anladığım kadarıyla Cisday dan aldığın pası bana gönderip, aklınca siyasi manevra yapıyorsun.
Ben de çok düşündüm o yazıyı görünce ne yazmalıyım diye. Demek ki yazmam için politik bir tahrik gekiyormuş. Anlıyacağın çok tahrik oldum.
Etrafı denizden duvarlarla çevrili bir şehir olan İstanbul, Konya ovası gibi kaçacak bir alanı olmadığı için gittikçe açık bir cezaevi olmaya başlıyor. Aynı başbakan, vatandaş İstanbul’a göç etmesin diye doğuya yatırım yapınca “seçim yatırımı yapıyooor”, artık istanbula vize lazım dediğin de ise “faşisst” oluyor…
Anlıyacağın güncel olaylara siyaset gözlüğü ile bakmaya devam ettikçe hiç bir sorunumuzu çözemeyeceğiz. Bak işte aynı anne-babaya sahip olduğumuz halde farklı düşünebiliyoruz. O yüzden ilk önce bilmem kaç derece şişe dibi gözlüğünü çıkart.
Çocuk istismarına gelince, bu olayı ancak empati yaparak anlayabilirsiniz. Yani mutlaka çocuk sahibi olmalısınız. O zaman anlaşılıyor bu sıkıntılar. Çocuk sahibi olmadan önce de çocuk istismarı ile ilgili haberlere “vah vah” tepkisi verirdim. Fakat anne-baba olunca bu haberler sizi çok daha derinden vuruyor.
Peygamberin “Vali tayin ederken çocuk sahibi olmasını tercih ediniz” demesini şimdi daha iyi anlayabiliyorum.
Diloşhanım okuluyla birlikte Koç Müzesine gidecek. Anlıyacağın bizimle birlikte olmadan gideceği ilk gezi. Biz de ilginç bir korku oluştu. Acaba bir şey olur mu ? Olacak hiç bir şey yok fakat anne-baba olmadan bunu anlayamıyorsun.
“Maneviyatı boşaltılmış bütün ideoloji, düşünce, para bir şekilde vahşete dönüşebiliyor.”
Neyse gelelim ilk hatırladığım şarkıya; Bizim işyerinde çalışan Hüseyin abi sayesinde Orhan Gencebay-Dil Yarası dır herhalde. Ne sözlerinden anlamıştım nede melodiden fakat bu şarkı beni ortaokul ve lisedeki arabesk dönemlerimizde orhancı yapmıştı. Öyleki orhancı(!) arkadaşım, şu an Giresun Kız Meslek Lisesin de Öğretmenlik yapan Dursun Piri ile arabesk tartışması yüzünden bayan edebiyat öğretmenimizin kalbini bile kırmıştık. (ergenlik salaklıkları)
Neyse benden bu kadar “MİKROFONUNU DA AL GİT ÖMERENİS !”