Bekir Coşkun’un Küreği

kurek1.jpg

Bekir Coşkun, Emin Çölaşan’ın kovulmasına öyle içerlemiş ki,

“Bu yazıyı zor şartlar altında yazıyorum. Telefonlar durmadan çalıyor, televizyonlar kapıda, haberciler durmadan bizden söz ediyorlar, benim ise söyleyecek çok sözüm yok. Sözümü sadece size söyleyebilirim. Olan şu: Biz bir kayıktaydık. Kürek arkadaşımı dalgalar aldı.” Diye başlıyor yazısına.

Ertuğrul Özkök ise olaya diğer açıdan bakıyor.

“Çölaşan geçen 20 yıl boyunca istediği her şeyi yazdı. Yüklü tazminatlar ödeme pahasına bunlara ses çıkarmadık.
Hürriyet bundan 5 yıl önce yeni yayın ilkelerini belirledi. Bu ilkeler, yeni ve çağdaş bir yayıncılık anlayışının temel taşlarıydı. Kişi hakları, hakaret, takıntı gibi konularda daha titiz bir yayıncılık sürdüreceğiz. Bunda kesin kararlıyız.
İşte bu noktada Çölaşan’la bazı anlaşmazlıklar çıkmaya başladı. Hepimiz o kurumsal kimliğe saygı göstermek, onun koyduğu yayın ilkelerini benimsemek zorundayız. Peki yazarların bunu kabul etmeme hakkı yok mu? Var elbet.
O zaman yapacağımız iş, kendimizce daha uygun gördüğümüz bir yerde mesleğimizi devam ettirmektir.”

O zaman fazla söze gerek yok. Hürriyet, Kızılay Meydanında Melih Gökçek’in vatandaşa dağıttığı döner-ekmek, ayran paralarını ödemekten bıkmıştır, belkide olayın özeti budur.

Bekir Coşkun ve Emin Çölaşan’la ilgili diğer yazılar…

Posted in Kategorilenmemiş.

Leave a Reply