O… Çocukları

Filmi duymuştum fakat afişi biraz önce arabayla yolda giderken otobüs durağında gördüm. Önce yüzümde bir tebessüm oluştu, kırmızı ışıkta durdum… Ağğh !!!  ellerim uyuşmaya başladı, gülme kaslarım geriliyor… Evet eminimsi ye dönüşüyorum. Puhaha… Allah sizi ne yapmasın, bu ne güzel afiş böyle, kafaya koydunuz, başımı belaya sokacaksınız.
Şimdi düşünün maçam yese o resimde kimler olmazdi ki… Hani şu amiral gemisinin tayfaları… Hani şu patronları benzinci olanlar… 60 yıldır beyaz et satanlar…
Vallahi filmin adını değiştirmeyecektim, aslına sadık kalacaktım, hatta konusu bile aynı…
Hepsinin anneleri işe gidince onları emanetçi bir anneye bırakıyor, emanetçi anne de zaten eskiden o işi yapıyor. Yahu mevzu bu kadar mı pişti olur…

afis_buyuk.jpg

Fikrimin İnce Gülü

Ferdi Leflef in (en azından) benim hayatıma soktuğu Fikrimin İnce Gülü nü dinliyorum bu yazıyı yazarken.
Hafta sonuna dair Fikrimin İnce Güllerini yazarken;
Gül1; Baykal CHP nin 32. Kurultayında Sovyet siyasetini aratmayacak bir tüzükle rakipsiz olarak işini halletti. (eşanlam=içine etti) Belki siyasi düşünce olarak sevinmeliyim, fakat uzun vadede üzülmeliyim, çünkü “Güçlü iktidarlar güçlü muhalefetlerle olur” özdeyişine feci inanan birisiyim.
Gül2; Formula 1 de Mclaren iki otomobille finiş göremedi, finiş gören hamilton ise 3. oldu, İstanbul Park ilgi alanımdan çıkmaya başladı. Moralim bozuk…
Gül3; GS Fenerbahçe’yi hacamat etti, bütün şaşa, ekonomi, stad, ıvır zıvır, realitede çöpe gitti. Derbi mahiyetindeki 6 maçının 5 ini alıp birinde mağlup olan Fenerbahçe çoktan şampiyonluğunu ilan etmesi gerekirken, Sivas’ın mucizevi GS galibiyetine kaldı, Moralim yine bozuk(kare)…
Gül4; Diloşhanım Fenerbahçeliliği sorgulamaya başladı, öğretmeni BJK mahiyetinde aklını çeliyor. Okuluna gidip vukuat çıkarabilirim…

Anlıyacağınız haftasonum gül bahçesine döndü, her yanım diken…
Reji, oğlum baştan al gülümü ripiit, piliiz…



Ergenekon Bitti (mi?)

balon.jpgSevinmeyin demokratlar, üzülmeyin ulusalcılar, yanlış anlaşılmaya mahal vermeden ivedi ikinci cümleye geçelim. Ergenekon diye birşey var+dı lı geçmiş zaman… ?=
Bugün çetelerin, ıvır zıvır oluşumların ortadan kalkması için dik-siyaset, güçlü yargı, çingene medya dan oluşan üçlü sac ayakları gerekiyor. Ergenekon meselesinde üçüncüsü yok. Medya, Susurluk olayında gösterdiği takibi Ergenekon da göstermiyor, gösteremiyor. Önemli iki nedeni var;

1. Susurluk olayı çözülünce benden(!) olmayan siyasetçiler zor durumda kalıyor, çeteci durumuna düşüyor - Ergenekon çözülürse benden(!) olmayan siyasetçilerin çete çökertip halkın gözüne girebilme riski oluşabiliyor.

2. Susurluk olayı çete, mafya-siyaset-emniyet üçgeninden oluşuyordu. Yayın yaparken rahatlıkla isim verip hedef gösterebiliyorlardı - Ergenekon olayında ise çete bizzat emekli askerlerin yönetiminde faaliyetini sürdürüyor. Haliyle büzük yemiyor.

Çözülmesini istemeyenlerin gücü isteyenlerden daha fazla. Matematik çokta karmaşık bir bilim değil fakat bazı çarpanlar, yerinde kullanılmayan artı eksi işaretleri sonucu etkiliyor. En basitinden Rauf  Denktaş çıkıp “Ben Ergenekon u gerçek sanmıştım, İlhan Selçuk u gözaltına aldıklarında anladım ki gayriciddi bir dava” diyerek x in önüne (-) koymaya kalkışabiliyor.

Bu örgütü kimin kurduğunu, ne amaçladığını, bütün isimleri sokaktaki çocuk dahi biliyor fakat kimse bilmiyor.

Bakın sizin blogçunuz korkmuyor ve diyor ki;

Sevgili Aytaç Yalman, Şener Eruygur, Özden Örnek ve emekli saz arkadaşları, lütfen İzmir Urla’da alacağınız arsalara güzel güzel villalarınızı yaptırıp emekliliğin tadını çıkartınız. Hafta sonları Urla İskelede balık, katmer, yolluca adasındaki sosyal tesislerde lahmacun yiyiniz, Hilmi Özkök’ün harika manzaralı evinde çay içmeye gidiniz. İllaki silah tutacaksanız uzunadada domuz avlayınız. Türk gençliğine güveniniz.
Saygılar efendim…
eminimsi