Kimi İnerken Kimi Çıkar

Posted in Kolaj.

One Response to “Kimi İnerken Kimi Çıkar”

  1. Ali Ercan Kılıç Says:

    Kimi İNerken, Kimi Çıkıverir.

    Önce PKK - Siyonist İsrail ilişkilerine girelim;

    Sistemli bir şekilde Filistin topraklarına giren, 1 asırda geride 1,5 milyon şehit, 1,5 milyon sürgün, 250 bin mahpus ve topraklarının %72’si işgal edilen bir halk bırakan israil, konumuzun “merkez kaç kuvveti” konumundadır.

    İsrail genişleme düşüncesi gereği w.Bush ile birlikte ABD taşeronluğunda başlattığı Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) birlikte; Filistin işgalini genişletti, Lübnan’a saldırarak “ilk” yenilgisini aldı, İran’a karşı savaş hazırlıklarına başladı, K.Irak’taki Kürtleri kontrolleri altına alarak Irak işgaline başladı ve beraberinde K.Irak’ta Kürtlere lojistik ve eğitsel destekler verdi, uyuşturucu şebekelerine geçiş sağladı, Kerkük bölgesine self determinasyona gitmeden evvel yoğun Kürt göçlerini Kerkük’e teşvik etti ve kamuoyunda hiç gündeme gelmeyen 100 bin Kürt Yahudi’yi israil’e taşıdı.

    Ayrıca İran, Afganistan ve Pakistan’da karşıt olduğu güçlere karşı ABD ile birlikte CUNDULLAH (?!) örgütünü kurdu ve büyük suikastlara girişti. Örnek vermek gerekirse 18 Ekim’de İran’daki Devrim Muhafızlarını hedef alan intihar saldırısını bu örgüt yapmıştı. Suikastin yapıldığı hedef ise ilginçti; Caferi (Şii) ve Sünni “yakınlaşması” amaçlı bir toplantı..
    “Cundullah” örgütünün lideri olan Abdülmelik Rigi’nin kardeşi Abdülhamid Rigi, örgütün İran topraklarındaki saldırılarını ABD’nin talimatıyla yaptığını açıkladı. Cümleleri aynen şöyleydi:
    “Cundullah’ı ABD -İsrail kurup destekledi. Talimatlarımızı ondan alıyorduk. Kime saldırıp kime saldırmayacağımızı ABD’liler ve Mossad söylüyordu. Para ve teçhizat onlar tarafından veriliyordu.”
    Yani İsrail ve ABD kendi geleceklerine dair her değeri atomize etmektedir.

    Bu nedenle Türkiye’nin Bölgesel İşbirliği Protokolleri’nden rahatsız olan israil, K.Irak’taki PKK ve yan unsurlarını eğitmesi yetmiyormuş gibi; “Biz öldürülen Kürtlere karışıyor muyuz?” demeyi “bilinçlilik” içinde yapmaktadır. Yani Kürt kartını oynuyor.

    4 Önemli Konu;
    1. “AB” nin eko –politik geleceği Fransa ve Almanya’nın mikro şovenist paraleli politikaları harici bir politika üretememektedir. Özellikle Fransa Türkiye’ye karşı AB karşıtlığı ve E rmeni kartını masaya sunmasına dikkatlerden kaçmıyor. Bunun beraberinde “AB” ülkelerinin eko-politik açmazlarını aşabileceği alanlar daralıyor; çünkü 3. dünya ülkelerinde ciddi bir “bilinçlenme” hareketi başlamış durumdadır. Aynı şekilde diğer güç dengeleri de bu “bilinçlenme tsunamisine” yakalanmış durumdadırlar.

    2. “ABD” de köklü eko-politik kriz artarak devam etmektedir, ülkeden sermaye kaçışı başlamış durumdadır. Ve hatta ABD’nin israil taşeronluğu da sekteye uğrayacaktır bu süreçte. ABD israil’le birlikte Türkiye’nin “Bölgesel işbirliği Protokollerinden” rahatsızlık duymaktadır; zira BOP sekteye uğramaktadır.

    3. SSCB’den sonra New Roma İmp kurarak adına kısaca “BDT” diyen Rusya’nın, paralelinde yeni denge Çin’in doğuşunu görebilmekteyiz. Eko-politik sisteme benim tabirimle “Kapitosol” adında yeni bir sömürü düzeni getiren bu ikili; devletçi eko-politik kapitalist sistemin de ilk temsilcileridir
    • BDT’nin de Türkiye’nin Bölgesel İşbirliği Protokolü’nde Putin’in imzasıyla yer aldığını sadece hatırlatıyorum. Benzer bir çıkış da diktatör Kaddafi’den gelmiş, Türkiye İtalya ve Yunanistan yakınlaşması nedeniyle ve Türkiye’nin reel Filistin politikaları nedeniyle Mısır’ı sıfırlamasından dolayı AKDENİZ HAKİMİYETİ hayalini kaybeden Kaddafi, hükümete; “Kardeşlerim” taktiksel stratejisini yapmıştır

    4. Tabiidir ki bunları yazarken Türkiye’nin “Sincap çemberi” boş koşturmalarından sıyrıldığını görebilmekteyiz. Türkiye’de Başbakan Erdoğan’ın; “Yeni küresel düzene ihtiyaç var” şeklinde özetlediği Bölgesel İşbirliği Protokolleriyle; 360 derece komşularıyla stratejik iş birliklerine gitmiş, “Rol dayatan” ülke olma niteliklerinin ilk emarelerini gösterebilmiştir. Ve hatta İran’la yapılan Protokolde; yapılan alışverişlerde ülke paralarının kullanılmasına başlanılmış, beraberinde Suudi krallığı fetva merkezleri; “Dolarla alışveriş caiz değildir” çıkışını yapabilmiştir (Uzatmak istemiyorum, konuya bağlantı yapacağım..)

    İşte bu yeni konsept israil’in dikkatinden kaçmamıştır;

    1. İsrail; “Büyük İsrail Hayali” nin, yani Lübnan, Suriye ve İran’ı bu düşünce gereği SIFIRLAMA hayalinin bittiğini, Türkiye’nin SİNCAP ÇEMBERİ kandırmacılarına artık gelemeyeceğini görebilmiş durumdadır.

    2. İsrail, “Anadolu Kartalı Tatbikatından” tart edilmesiyle birlikte, JUNİOR tatbikatını da ertelemiş, K.Irak’ta eğittiği PKK unsurlarının kartını; şimdi de; “Biz öldürülen Kürtlere karışıyor muyuz?” şeklinde sunmaktadır. Tıplı DURAKLAMA DÖNEMİNE giren AB’nin Don Kişot’u Fransa’nın Ermeni kartını oynaması gibi.

    Biz ne Yapmalıyız;

    1. KÜLTÜREL HAKLARIN verilmesine sonuna kadar destek vereceğiz,

    2. ÇÖZÜMÜN; ne Apo, ne de israil’den gelmesine müsaade etmeden; toplumsal bir birliktelik içerisinde, KENDİ İÇİMİZDE realize edeceğiz.

    3. Kürt ve Türk ŞOVENİZMİNE (KÜRT OLMAK VEYA TÜRK OLMAK DEĞİL, SOVENİZM!) karşı tavırlı duracağız.

    Selam ve dualarımla…

ssssssssssssssssssssssssssssssssss