Of Ulan Bob

Posted in Kolaj.

6 Responses to “Of Ulan Bob”

  1. kapkarakalem Says:

    işte buna şapka çıkarılır. ::::)))))))

  2. eminimsi Says:

    eksik olma kapkarakalem :)

  3. siyah Says:

    şimdi, vatandaş, şurda, sırf şu sevimli kıvırcık bob ross abimize öykünüyosa, bi sorun yok!.vatandaş yine, şu koca evrenin, herhangi bi evreninin, bizce pek mâlum olmayan bi manzarasının bi kıyısına köşesine tezgâhını sessizce kurup, emekliliğin tadını çıkarma planları yapıyor; manzarayı tuvaline devşirme hayalleri kuruyosa yine bi sorun yok!.
    amma ve lâkin ve de “netekim”, şu hayali ve hevesi, “dünyanın belirli ve bi tek sayıda ve yalnızca ülkemize ait bi evren”inden iz düşümler taşıyosa, o zaman şurda çok eksik bişeyler var demektir..netekim, öncelikle, bi kere; bi kat bi beyaz takım elbise göremiyoz şurda.
    Sonra, üzerine binlerce ceset figürü işlenmiş, paşababadan kalma, pahalı antik bi baston filan da yok ortalıkta..
    üstelik, müstakbel ressamımızın, hayalini kurduğu o balon içerisindeki görüntüdeki şövalyesi, ülkemizin medar-ı iftiharlarından, o netekimimizin meşhur sehpalarına emsal; ahşap ve üç ayaklı olmadığı gibi, tam aksine; metal!.
    sonra, şu tuvalde niye, uzak planda bi dağ, eteklerinde üç beş kıytırık ağaç, sonra bi göl, gölün bize yakın kısmında da sadece bi su var ve o da bir yere gelince, ufacık bi dere olup akıyor ve hepsi hepsi de o kadar?!..ve madem ki, müstakbel ressamımızın, içindeki o ünnü netekim ressamımıza dair bi büyük gıptaya bi gönderme olduğunu farzediyoruz şurda; o zaman, hani şu kolajda, hassas ve zevkli fırça darbeleriyle ilerde hayat bulacak ve o ünnü netekim ressamımızın, o muhteşem(!) eser(!)leriyle başa baş yarışacak, fevkalade nü’sel bi eskiz yerine, dünyanın biçok yerinde rastlanabilecek cinsten bi manzara resmi var?!.
    şu acımasız eleştirimiz acıtmasız bulunmaz, umarım!
    sanata ve sanatçıya saygı, lütfen!.
    iyi yayınlar!

  4. kapkarakalem Says:

    Askerden geleli henüz 10 yıl geçmediğinden kafam pek fazla basmaz benim. Orada verilen tüm komutlar özenle seçilmiş sözler olup her daim açık ve nettir. Düşünmeyi, yargılamayı, kıyas yapmayı, karar vermeyi gerektirecek hiçbir durum yoktur. Zaten memleket, yar, anne baba gibi sevdalardan gayrısını düşünmeye gerek filan da yoktur. Herşey önceden belirlenmiş, bir askerin hangi saatte nerde ne yapar vaziyette olması gerektiği çok önceleri yazılıp çizildiğinden karar verme mekanizmasına vs de gerek yoktur. Buna rağmen siyahın yazdıklarında kinayeli bir durum söz konusu olduğunu hissederek, hiç erinmeyip araştırdım. Araştırdım ve gördüm ki bir zamanlar silahlı kuvvetlerin yönetime üçüncü açık müdahalesini gerçekleştirerek bu ülkenin gündemine oturan bir adamın varlığını öğrendim. Beni bu türlü araştırmalara sevk ettiği için ‘’siyah” a teşekkürlerimi sunar. O dönemler hakkında yazılanları okurken karşılaştığım geçmişte Fikret abimizin çıkardığı ”Yadigar” adını taşıyan albümünde yer verdiği ”Demirbaş” parçasının sözlerini sizlerle paylaşmak istedim. Demirbaş::))Küçücük bir çocuktum, Sebebini bilmeden, Sokağa çıkamadık, İhtilal oldu sandık, Sonra biraz büyüdük, Alfabeyi bitirdik, Azı dişim çıkmıştı, Sünnet bile olmuştu, Kennedy öldürülmüş, Migrosss açılmamıştı, Beatles ortada yokken, Ekonomi bomboktu, Zeki Müren ortada, Bülent Ersoy erkekti, Vietnam savaşını Kendisiyle başlattı, Süleyman (hep) başbakan(hep) Başbakan (hep) Süleyman Sonra Ay’a gidildi, Evelallah dönüldü, Suya yazı yazıldı, İçimiz rahatladı, Mao henüz ölmemiş, Ortaokul bitmemiş, Yahya işe başlarken, Bankalar hep bomboştu, Kırat attan inerek, Kemerini sıkmıştı, Halk üstüne binince, Başımıza düşmüştü, Hak hukuk düzen vardı Çüş demesi çok zor, Ortaokul biterken, Yine ihtilal oldu, Süleyman(hep) başbakan(hep), Başbakan (hep) Süleyman Bilgisayar bulunmuş, Deniz Gezmiş asılmış, Papa yine değişmiş, Mandela hapisteydi, Çevre kirlenmemişti, İbo evlenmemişti, Ajda tam boşanırken, Dolar yine çıkmıştı Süleyman (hep) başbakan(hep), Başbakan (hep) Süleyman Kenan sopalısıydı, Turgut boyalısıydı, Pek anlamazdı ama Mesut Hopalısıydı, Naim kaldırıyordu, Zalim bastırıyordu
    Dündür bugün bugün, Gafil avlanıyordu, Kırat attan inerek Kemerini sıkmıştı, Halk üstüne binince, Başımıza düşmüştü Hak hukuk düzen vardı, Çüş demesi çok zor, Tam askere giderken, Yine ihtilal oldu, Süleyman (hep) başbakan(hep) Başbakan (hep) Süleyman, Paşa resim yapardı, Sabancı’ya satardı, Netekim ben demezsek, Anasını satardı, Tonton dayanamadı, Hepimizi batırdı, Efelerin efesi, Muz ağacına tutundu, Süleyman (hep) başbakan(hep), Başbakan (hep) Süleyman, Ecevit hep umuttu, Erdal bizi uyuttu, Yaş günü pastamızı, Vestiyerde unuttu, Arabamız, evimiz, İki anahtarımız, Nasıl da inanmıştık, Verir diye Babamız Kırat attan inerek, Kemerini sıkmıştı, Halk üstüne binince Başımıza düşmüştü, Ne padişah ne sultan, Bir enişten bir ablan, Yanında bir de baban, Sefam olsun yaradan
    Süleyman (hep) başbakan(hep), Başbakan (hep) Süleyman Nerde kalmıştık? Silindir şapkamı verin… Bu parçada adı geçen tüm karekterler hayal ürünü olup gerçeklerle hiçbir ilişkisi yoktur. Neler kastedildiğini düşünmeye filan da gerek yoktur. Zaten yarın diye de birşey yoktur. Dün aslında bugündü peki bugün ne gündür. Daha fazla devam edemeyeceğim. Top artık ağabeylerim olarak gördüğüm sizlerde. Benim yaşım genç olduğundan o dönemlere dair ancak bu kadarını öğrenebildim. Sizlerinde anlayacağı üzerine biraz kafam karıştı. Beni aydınlatacak geri kafalı aydınların yazılarını okuyarak bir şeyler daha kapmak için dört gözle bekliyorum.

  5. Ali Ercan Kılıç Says:

    TEZATLAT VE?

    Toplumsal araştırma anketlerinin birinden çıkan bir sonuç; ?Toplumumuzun bir olayı unutma süresi 21 gün? şeklinde sonuçlandırılıyordu..
    Şimdi birazCIK geriye dönerek hafızamızı resetleyelim..

    Yakalanırsa, ya da dişlerinin tedavisi (?!) bitip Türkiye?ye dönerse Ergenekon?dan yargılanacak olan Dalan?ın İSTEK Arazisi?nde ASKERİ MÜHİMMAT bulunmuş, vakıf yönetimi REDDETMİŞ, beraberinde Gen. Kur. Baş (GKB) adına yapılan açıklamada da REDDEDİLMİŞ idi..
    Ancak,
    Yapılan incelemeler neticesinde; ilgili mühimmatın, GKB envanterinde olduğuyla ilgili açıklamalar geldi?

    Albay Dursun Çiçek ile ilgili notların ve imzaların olduğu bir belge gündeme oturdu, GKB tarafından yapılan ilk açıklamada; ?Islak imza..? istendi, sonra yine GKB?nı basın toplantısında ilgili belgeye; ?Kağıt parçası? dedi,ve;
    Kaf dağı?nda doğan Zümrüd-ü Anka misali OLMADIĞINI gösterircesine ortaya çıkan ISLAK İMZA BELGE ?si soruşturma kapsamına alındı..

    ?ve,
    Soruşturmalar kapsamında meşhur JİTEM?in incelenmesine sıra gelmişti..
    Ve soruldu GKB?na JİTEM..
    El cevap; ?Birimimiz içerisinde böyle bir yapılanma yok..?
    Aynı cevabı JANDARMA?da verdi..

    Oysa Jandarma idari yapılanmamızda İÇ İŞLERİ BAKANLIĞI?na bağlı idi ve sorulması gereken yer de İç İşleri Bakanlığı idi..

    Hadi bunu da geçelim,
    İkinci Ergenekon davasının 31. duruşmasında eski Emniyet Müdürü Adil Serdar Saçan’ın çapraz sorgusunda Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu’nun JİTEM’i bilip bilmediği yönündeki sorusuna ?Bizimle kahramanca çarpışan çocuklardı ama zamanla dejenere olmuş bir kurumdur” diye cevap vermekteydi..

    Tez iddialarını ve karşı tez iddialarını ve kamuoyuna yansıyan TEZAT?ları sunduk.
    Saygı ve hürmetle, ?YORUM SİZDE? diyoruz?

  6. Ali Ercan Kılıç Says:

    sn. YETKİLİ,
    Bu mesajı sitemizde yayımlamanız için yollamıyorum.
    Bir ricam olacaktı,
    Mümkünse SİVİL ANAYASA çalışmalarına ivme kazandırması için bir çizim rica ediyorum Sizden.
    Hem ciddi bir kamuoyu olur, hem de sitemizdeki eleştiri formatına, “çözüm” önerisi de oluşturabilme alt yapısı olması açısından yararlı olur kanısındayım.
    Selam ve hürmetle…

ssssssssssssssssssssssssssssssssss