Blog, günlük, veresiye defteri, hatıra defteri;

11.gifBugün bu kareasın aralarındaki farkları, ortak yönleri , faydalarını, zararlarını inceleyelim.
Hatıra defterinden başlayalım derim, bir an önce yazacaklarımı yazıp onunla ilgili kötü anılarımdan kurtulmalıyım.
Evet; malesef bende her Türk genci gibi asker ocağında tanıştım. iğğğ demeyin, yeminle satın almadım, yazdırmadım, ama yazdım, evet yazdım.
-Abey, şafak 13, hatıra defterime yazar mısın ?
-Yok kardeş ben yazmiim.
-Nooldu zoruna getti demi, şafağın çok diye.
-Ağzına ..çım, ver şu lanet defteri, yazayım
-Hehe sagol abey, kalem veriim mi ?
-Hee ver

Sevgili Osman,
Bana kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için çok teşekkür ederim,
Seninle ilgili güzel şeyler yazmak isiyorum, bana biraz zaman ver, düşüneyim…
.
.
.
.
ı ıh olmuyor osman, aklıma gelmiyor, motor gibi horlaman geliyor aklıma, çık diyorum aradan, bu sefer ranzada asılı çorapların gözümün önüne geliyor, niye yıkamıyon lan ayaklarını dediğim de “valla yıkadım” diye, yalan yere ettiğin yeminler geliyor, nöbete kaldırmak için gelen askerlerin seni uyandırmaya çalışırken bütün koğuşu uyandırması geliyor, yemekhanede öne geçmek için yaptığın cambazlıklar geliyor aklıma…
Sana sivil hayatında başarılar, mümkünse cep telefonundan numaramı sil, hem o numara benim değil, emekli bir polisin, İstanbul’a göç ederseniz görüşmeyelim, ben zaten yurtdışına gidiyorum tamam mı canım? heh sayfada bitti zaten… tüh maniye yer kalmadı sepet sepet yum…

Yazdığım ilk hatıra buna benzer bir şey oldu. Çocuk defteri aldı, arkadaşlarıyla okudu. Sonra biraz sessizlik. Ohh dedim içimden, çaktım ya, üzüldü, gelmez artık kimse… dememe kalmadı koğuşta bir kahkaha, herkes dolabına koşuyor, defterini alan bana geliyor…
-Abi bana da yaz, abi bana da yaz…
Mahalle karılarının sütçüye bağırması gibi;
-Ocakta yemeğim var, önce bana koy, önce bana koy
Allah belanı vermesin osman…

Veresiye defteri;
Akılda kalmak için iyi bir yer değil, hem artık hükmünü kaybediyor, yerini kredi kartı ekstreleri alıyor, o da çok hoş olmayan anılar içeriyor, çok kurcalamayalım, dalga geçilecek bir mevzu değil.

Sevgili günlük;
Vallahi bir ara denemem oldu, fakat biri bulur okur diye sürekli kasarak yazmaya başladım, kelimeler dikkatli seçiliyor, oldu ya erken göçersek gazetelere çıkacak.
“Ölen gencin günlüğünde ki son yazısı -Penthausenin eski tadı yok arkadaş…”
Yaşarken fıkralarda ..ttir çektiğin sol omuzunda ki melek; -Nasısın canım hehe, penthause, ne iş? diyebilir. O da olmadı hayatımda, kısa sürdü, anlaşamadık, şiddetle geçinemedik, samanyolunda ki boşanmak istemiyorum dizisi fayda etmedi ilişkimize. Geçiniz…

Blog;
Ömer Enis girdi kanıma, er meydanı dedi, anlat bakalım cemaate hangi taraftan estiğini. (şerre…) wordpress le girdik, ilk başlarda diloşun fotoğrafları ve fotoşop çalışmalarımı sergilerim dedim. Baktım yavuzselim de yazıyor. Yazacaz artık.
Yavaş yavaş bazı şeylere kızdıkça eminimsi oluşmaya başladı, sevenleri ve çok sevenleri ile çakmaya başladı köşe yazarlarına. Sövenler, sevenler kavga gürültü gidiyor. Bakalım soğurmuyuz yoksa daha dalaylama atlarmıyız derinlere, nasip diyelim…

Posted in blog. 2 Comments »

Mazhar Alonson - Benim Hala Umudum Var

Hala umudu olanlara; Her Şey Çok Güzel Olacak filminden (Cem Yılmaz, Mazhar Alonson)[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=4gAjSn0zR-s&mode=related&search=]

FB 6-0 GS, GS 7-0 FB

Kızmak yok, müzik için şimdiden özür :) 

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=o66bs_jgPJ4&mode=related&search=][youtube=http://www.youtube.com/watch?v=EGhvBLi55O8&mode=related&search=]

Love Theme from Godfather (BABA Filmi)

Eşsiz Sicilya manzaralarıyla Love theme from Godfather

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=9hQAO8QTnG8&mode=related&search=]

Zeki Müren-Gitme Sana Muhtacım-1983

Etrafında dans edeceklere dikkat edin, kimler var kimler…

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=FJIsTDFve4s]

Comedy Football, Komik Futbol

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=fow4ZX4TM6g&mode=related&search=]

All For Love, Fantastic Trio

Bryan Adams, Sting, Rod Steward

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=h8GWZq1U-LY&mode=related&search=]

Leon The Professional

leon1.jpg 

Excellent movie, perfect ending… Destansı filmin bitiş sahnesi…

Part I

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=xgu_BS6-bos]

Part II

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=M_zbj4es5vY&mode=related&search=]

Yamaha R1, Sevgilerle

Çok birşey yazmaya gerek yok, Daha önceki yazılarda durumumuzun vehametini anlatmıştım. 

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=v2rbkn1REow]

Gururumuz Selim

selim2.jpg

Amcaoğlu Selim, şirketlerarası bir turnuvada firmasını 5000 metre de temsil ettmeye hazırlanırken, bizide onu seyretmeye çağırdı. Biz önceleri, gidelim bakalım bir hava değişikliği olur, Selim bayılır mayılır, ilkyardımda bulunuruz dedik. Anlıyacağınız biraz zorlama umut, biraz da moral motivasyon olsun diye koşuya gidelim dedik.

Turnuvanın yapılacağı Enka Spor Tesislerine gidince ciddi bir organizasyonla karşılaştık, tabi bozmadan moral, konsantrasyon filan, birimiz kronometreyi aldık, belli bir derecenin üstüne çıkıp şişmesin veya geri kalmasın diye. Yeni şeyler öğreniyoruz, eğleniyoruz da.

Koşu başlıyacak, Selim iddiali olduğunu düşünüyor fakat temsil ettiği firmadan kimse yok. Bozuldu doğal olarak. Ve yarış başladı. Rakiplerin arasında tam takım atletler var. Kıyafeti filan herşeyi orjinal. Selim tişört giymiş, altta uzun şort ve en iyi ihtimalle basketbol oynayabileceği kocaman spor ayakkabılar. Koşunun hemen başında TürkTelekomun lisanslı koşucusu ismi lazım değil bir ilaç firması adına koşuyor. Oldumu şimdi, biz oraya amatör duygularla gittik, karşımıza lisanslı koşucu çıktı.

Sonuç olarak Selim ikinci oldu, yani birinci oldu diyoruz artık. Nitekim birinci olan arkadaş, 11 yaşından beri bu işle iştigal ediyormuş. Biz de pikniğe giderken gurur durağında inmiş olduk. (Umarım bu yazıyı şirketinin çalışanlarına okutursun.)