İdam Sehpasından, Google da Birinciliğe…

alikirca.jpgAkşam haberlerini seyretmek için televizyon karşısına geçince, eğer saatine yetişebilirsem stv, olmadı ntv-cnn ikilemin de kısa-kısa sinir bozucu zaplamalar yapıp havadis dağarcığımdaki açığı kapatır, peşinden yine ntv spor u seyredip tv maceramı bitiririm. kanal d ye geçmem, çünkü ıı-ııı diye kesik kesik konuşan birand, sanki ben hata yapıyormuşum gibi kasar beni, atv de çömez, starda komik bulvar haberleri, trt de fazla ciddi, kasıntıyı almak için verdikleri bir-iki kedi-köpek haberi yapmacık gelir bana.

Peki showtv yi seyredersem ne oluyor;
Başbakan ispanyaya gitti derken benim aklıma bacakların havada dikiliş durumu gelir, genelkurmay açıklama yaptı deyince tokatlamaları gelir aklıma, yüzünü bıraktık, göğüslerine… Dolar tepe-taklak demesi ters çevirmesini getirir aklıma, kalçalarına attığı tokatları, kızın kudurmuş bir hayvanı zaptetmek için verdiği mücadele gelir aklıma, hayvanın insansı bir hareketle kızın ellerini yastığa bastırıp eğlencesine devam etmesi gelir hep…

İşte bu Adult adamın en baba hitleri alan amerikan güreşi videosu, dijital platformun engin denizlerinde zehir olup akarken, hep Yükel Aytuğ’un o günkü köşe yazısı gelir aklıma;
Ali Kırca, ekranda seni yeniden seyrederken haberlere konsantre olamayacağız”
Dayağı yiyen kızın intikam amaçlı(?) yaydığı bu görüntüler, ben ve benim gibilerin midesini bulandırmaktan başka, seyredilebilirliğini de düşürmüş olmalı ki, cami duvarları adresi oldu yine…
Öyleki, gizli kameraları fantezi amaçlı kullanan Ali Kırca, bu sefer gizli kameralı iğfal fiiliyatı için kendine bir devlet hastanesi seçti;
“Burası devlet hastanesi, burada başörtülünün ne işi var”
Gerisini nahnu den okuyun, ben kusmaya gidiyorum…

Terbiyesizler, vahşiler ;)

ahmet_hakan.jpgYılbaşı akşamı, tedbili(!) kıyafetle tv5 in düzenlediği alternatif geceye katılan ahmet hakan coşkun, abdi ipekçi’de kollarında görevli yazan zorbalar tarafından yakalandı.

O kadar da güzel makyaj yapıp kör ve yaşlı bir kadın kılığına giren coşkun, yine de yakalanmaktan kurtulamadı.

Abdi İpekçi’den bilinmeyen (muhtemelen kaçak bir kuran kursu) bir yere götürülen coşkun, burada insanlık dışı muameleye tabi tutuldu. yaptıkları iş marifetmiş gibi bir de çektikleri fotorafları basına dağıtan dinci-zorbaları kınıyor, DGC (dönme gazeteciler cemiyeti) ni göreve çağırıyoruz.

Bu arada bizim yayınladığımız fotoğraf, elimizde ki fotoğrafların arasında en masum olanı, daha ne fotolar var öff !!!

Mugamingo nun Tarihi (Bölüm.1 - Darbe mi Geliyor)

bayrak.jpgMugamingo denilen muzlarıyla ünlü bir yarımadanın en güzel yerlerinden 70 nüfüslü köyünde, 14 nüfuslu küçük bir toplulukçuk varmış. Bu toplulukçuk Mugamingo nun en güzel, en havadar, en yüksek tepelerinde oturur, neyi kimi isterlerse yaparlarmış. Öyleki bu yapışları Mugamingo nun kurucusu Matavadı Kürek Akangüs’ün adından yola çıkarak yarattıkları(ki bundan Akangüs’ün haberi yok) Kürekizm inanışı altında gerçekleştiriyorlarmış. Diğer-öteki-zenci Mugamingolular “Yahu bizde muz yok, bari anans aldıralım” deyince, Kürekizmin yılmaz savunucusu 14 kişicik “olmaz ananas aldıracaksak biz aldırırız yoksa Kürekizm elden gider” diyorlarmış.
Mugamingo nun kuruluşundan itibaren ne zaman diğer-öteki-zenci Mugamingolular, biraz itibar, imtiyaz, öncelik kazansalar, Kürekizm inanışına mensup sapık Mugamingo lular, ellerinde kürek, kazma, balta ne bulurlarsa diğer-öteki-zenci Mugamingolulara saldırıyorlarmış. Hatta diğer-öteki-zenci Mugamingoluların önde gelenlerinden bazılarını asmışlar bile.
Gel zaman git zaman diğer-öteki-zenci Mugamingolular uyanmış, noluyoya demişler. Başlarında Raken Tongos Ebasayi denen bir adamla yola çıkmışlar. Ebasayi daha öncede köyde ufak tefek işler yapmış, hatta iyi işler yapmış. İyi işler yaptığı ve diğer-öteki-zenci Mugamingoluları uykularından uyandırmaya kalktığı için hapis bile yatmış.
R.T.Ebasayi bi basmış, köyün diğer-öteki-zenci Mugamingoluların büyük bir kısmını ikna ederek Muz Toplayıcılar seçiminde kendine taraftar yapmış. Hemen iki sene sonra Muz Kabuklarını toplama seçiminde de kendine daha fazla taraftar yapmış. Bazı sapık Kürekizm yanlıları bile “Ben oyumu Kürekizme vereceğim ama gönlüm Ebasayi’nin kazanmasın da” demişler.
Bir süre sonra Mugamingonun en yüksek tepesi Çungasa ya kim çıkacak seçimi yapılacakmış.
Çungasa yazları serin, hoş, kışları sıcak,yumuşak bir yermiş. Kürekizm yanlısı 14 kişicik buraya hep kendilerinin oturduğunu bundan sonrada kendilerinin oturması gerektiğini aksi taktirde ellerinde ki baltaları kullanacaklarını söylüyorlarmış. Hatta Baltalı güçler gece vakti köydeki duyuru tahtasına “Kürekizm elden giderse gerekeni yaparız” diye yazı yazmışlar.
Ve yine Çungasa seçiminden hemen önce köyün azınlıkçıklarından olmasına rağmen önemli yerlerinden birinde oturan Antoras Mankerosa mensupları, Çungasa seçiminin her zaman ki gibi yapılamayacağını, çünkü köyde su akmadığını, banyo yapamadıkları için koktuklarını bahane etmişler.
R.T.Ebasayi ve arkadaşları kısa zamanda yüksek tepelerden birinde akan suyu köye getirip bütün evlere bağlamışlar. Ama yine de sapık Kürekizm ciler yıkanmamakta ısrar ediyorlarmış, Hatta bazı diğer-öteki-zenci Mugamingolulardan bile yıkanmayanlar, ben banyoya girmem diyenler olmuş.
Bunun üzerine Ebasayi, gelin köylülere soralım demiş. Sapık Kürekizmciler Köylülerden korktukları için bazı diğer-öteki-zenci Mugamingoluları yanlarına çekmeye çalışmışlar.
Köylüler öyle bir cevap vermişler ki; banyoya girmeyen diğer-öteki-zenci Mugamingoluları foseptik çukurlara, Sapık Kürekizmcileri de inlerine geri göndermişler.
Ellerine tahtadan duyuru köşesi verilen bazı Sapık Kürekizmciler biz nerede yanlış yaptık derken, bazılarıda diğer-öteki-zenci Mugamingoluların göbeklerini kaşıyan testi kafalı pijamalı köylüler olduğunu söyleyerek hakaret etmişler.
Artık Çungasa tepesinde diğer-öteki-zenci Mugamingolulardan Anturgas Güz ikamet etmekteymiş.
Bunu da içine sindiremeyen Sapık Kürekizmciler bu sefer “Anturgas Güz ün hanımının boyu uzun, Mugamingo nun önemli yerlerine boyu uzunlar giremez” demişler.
Bu paranoya hali gittikçe artan bazı kolları uzun beyni küçük sapık kürekizmciler kendini acındırmak için ilginç yöntemlere başvurmuşlar.
Bir tanesi “Köyün okuluna boyu uzunlar girerse, kısaları kovarlar” demiş, daha önce kısaların uzunları kovduklarını unutarak.
Ve yine elinde tahtadan köşesi olan sapık Kürekizmcilerden bir tanesi şöyle yazmış odundan köşesinde…

Hepimiz Bekir Coşkun’uz

multeci.jpg

Hakkari’den yurda yasadışı yollarla girmeye çalışan 63 kaçak yakalandı. Kaçakların arasında, geçenlerde vatandaşlıktan çıkarılıp sınırdışı edilen Bekir Coşkun’da var. Arapvari giyimiyle yürekleri burkan bir görüntü çizen Bekir Coşkun; “Aslında arapları severim, onlarda beni sevdiler, gerçi biraz çok sevdiler ama olsun sonuçta din kardeşlerimiz değiller mi ?” diye konuştu.

Buradan Sayın Sezer’e sesleniyoruz; 39 DHKP-C, 5 PKK, 28 TKP-ML TİKKO, 28 TİKB, 19 Dev-Sol, 17 MLKP, 15 THKP-C, 3 TDP, 2 TKİP, 2 TEKP Leninist Gerillaları, 1 DHP, 1 Dev-Yol, 3 Tecavüzvü affettiniz, Bekir Coşkun’uda affedin, vatandaşlığı geri verilsin.

Buradan bir nokta da sen koy kampanyası başlatıyoruz.

İlk noktayı ben koyuyorum. HEPİMİZ BEKİR COŞKUNUZ

Bekir Coşkun Vatandaşlıktan Çıkartıldı.

pasbek.jpg

Geçen gece Başbakanın “Cumhurbaşkanını tanımayan TC vatandaşlığından çıksın” diyerek Bekir Coşkun’u hedef göstermesi üzerine, çok hızlı çalışan Cumhuriyet Savcılarımız Hürriyet yazarının vatandaşlıktan çıkartılması için Bakanlar Kurulunun imzalaması gereken evrakları tamamladılar. Gece geç saatlerde Bakanlara yataklarından bir bir kaldırılarak imzalattırılan evraklarda bir tek Atilla Koç uyandırılırken sorun yaşandı. Sabaha karşı vatandaşlıktan çıkarıldığını öğrenen Bekir Coşkun, Midilli’de kaldığı evden bize ağlayarak yaptığı açıklama da “Olayların buraya varacağını bildiğim için zaten Angola’ ya vatandaşlık için başvurmuştum, onlarda gel zaten bizim laf ebeliği yapan yazar kadromuz eksik, sen büyük bir boşluğu doldurursun dediler” diye konuştu.

Tanımadığı Abdullah Gül’ün 28 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı olacağını öngörürsek, Bekir Coşkun’un en geç 27 Ağustos’a kadar çıkış yapması gerekiyor. İşte Bekir Coşkun’un yeni vatanı;

angola.jpg

(Yine şakaladık:)

FB 6-0 GS, GS 7-0 FB

Kızmak yok, müzik için şimdiden özür :) 

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=o66bs_jgPJ4&mode=related&search=][youtube=http://www.youtube.com/watch?v=EGhvBLi55O8&mode=related&search=]

Yılmaz Özdil, Kalem, Kalemtraş

karakoy_vapur01.jpg

Yılmaz Özdil’le geçen anınız var mı diye sormuş; blog sayfamızın müdavimlerinden Yavuz kardeşimiz, olmaz mı. Benim ömrüm Yılmaz, Emin ve Bekir’le geçti. Gerçi Hıncal’la da yaşadıklarımız var fakat onlar pek anlatılacak şeyler değil(+18).

Yılmaz Özdil’in kalabalıklardan neden çok korktuğunu (örnek: %47 kadar kalabalığa korkudan bağırıp çağırması gibi.) başımızdan geçen bir olayla anlatayım. Bendeniz iyi bir Fenerbahçeliyim, Yılmaz da o zamanlar küçük, onu da Fenerbahçeli yapayım diye uğraşıyorum. Dedim ki seni maça götüreyim Kadıköy’e, olur dedi gidelim. Hafta içi Türkiye kupası maçıydı sanırım. Ben biletleri iki gün önceden aldım. Maç günü Aksaray’dan otobüsle Sirkeci’ye geldik, vapurla Kadıköye geçmek için jetonlarımızı alıp turnikelerden geçip vapurun yanaşmasını beklemeye başladık. O kadar çok yolcu varki, bekleme salonunda havasız kalmaya başladık. Sonunda vapur yanaştı, gelen yolcular tahliye olmaya başladı. Tahliye işlemi bitince önümüzdeki büyük sürgülü kapılar açıldı. Bir anda herkes vapura hucum etmeye başladı. Yılmaz küçük, birazda tombalak, kalabalığın içinde yere düştü. At sürüsü gibi herkes üzerinden geçti. Bizim Yılmaz’ın altta kaldığı saniyelerde bazı aletleri ezildi, kırıldı, kullanılmaz hale geldi (gözlük,kalem v.s.). Ben bu olayın onda kaybettirdiklerini daha sonra öğrendim. Gerçi başlarda tahmin etmiştim, fakat yine de düzelir diye düşünmüştüm.

Evet, Yılmaz’ın kalemi kırılmıştı, artık kalemini kullanamıyordu. Onun depresyon halini bir ben bilirim, birde Allah. Burdan ona seslenmek istiyorum; Sevgili Yılmaz, Allah kimine kalem, kimine de kalemtraş olma görevi vermiş, dünya imtihan dünyası, bugün kalemsin yarın kalemtraş, önemli olan kalemtraş olduğunda da bundan keyif alabilmen. Alıyor musun bilemiyorum ama sanırım alıyorsun.İşte bu yüzdendir ki Yılmaz Özdil agorafobi olmuştur.

Wordpress, Cuma Akşamları ve Darbeler

Wordpress kapandı…

migfer.jpgDarbe yapılan günlere ve saatlere bakarsanız hep cuma mesai saatinden sonraya denk gelir. Ordunun bilmediğimiz darbe tüzüğü mü var veya bir kere öyle yaptık artık hep öyle mi yapalım deniyor ? Çoğumuzun düşündüğü; cuma mübarek gün arkası tatil…

Dün de Wordpress’e aynı taktik ve saatle darbe yapıldı. Blog sayfamı açtığımda karşıma çıkan sayfayla şok oldum. İnanın gelişmiş ülkelerde yaşatılan o şokun dahi ceza-i müeyyidesi vardır.

Haydaa! Acaba Emin Çölaşan’la ilgili yazım mı yada dün (17/08/2007) yazdığım hiç ummadığım kadar okunan “Ne Kürekmiş bee” yazım mı dedim… acaba?… Halbuki onlar her türlü küfür edebiliyorlar, üstelik ulusal denen medyada… Yok değilmiş, gerçi değilmiş demek için erken. Çünkü kapatan niye kapattığını söylemiyor ki. 2.Cumhurbaşkanımızın dediği gibi; “Önce asın sonra muhakemesini yaparız”

Tabi ben bu yazıyı girilmesi yasaklanan siteden yapıyorum, İstanbul’dan…

Utanıyorum, sıkılıyorum, Yazı yazmak istemiyorum… Yine de şahlanıyor aman ![youtube=http://www.youtube.com/watch?v=-Ye7h5iPkF0]