Eskimez yazı… (kürek yine gündemde)

Ne kürekmiş bee…!
Ağustos 17th, 2007 — eminimsi
Sizlerle Emin Çölaşan ve Bekir Coşkun’un kürek aşklarıyla ilgili bir sırrımı paylaşacağım. Kimseye bir şey söylemeyeceğinizden eminim. Güneşli bir günde, Çeşme’nin biraz açığında kayığımızla gezerken Bekir Coşkun kayıktan suya düştü, çok iyi bir yüzücü olmadığı için hemen Küreğimi ona uzattım, Kürekten tuttuğu gibi kayığa çıktı. Nerden tutturdum küreği, artık hep kürekten tutup denizde yüzmeye başladı, hatta ara sıra küreği vermeyince boğulma numarası yapar oldu, Emin Çölaşan ise bu durumu biraz kıskanmaya başladı, neden hep o tutuyor ben tutmuyorum diye. Neyse, Emin Çölaşan’a da tutturmaya başladık, hatta bir süre sonra Emin Çölaşan küreği Bekir Coşkun’dan daha fazla tutmaya başladı. Tam da seçimden bir gün sonra kürek tartışması yaşadık. Bu ikisi kürek mevzusunda kavga ettikleri zaman, ertesi gün köşe yazılarına yansır. Bağırır çağırılar. Ve geçen hafta yaptığımız son kavgada ben Emin Çölaşan’a “bırak küreği hep sen tutuyorsun” diye kızınca, morali bozuldu ve bizim kayığı terk etti. Bekir Coşkun ilk başta sevinse de daha sonra çok üzülüp o meşhur yazısını yazdı; “Kürek arkadaşımı dalgalar aldı”

Sevgili Bekir Coşkun, ister kayığı terk et ister etme, ben bir daha Küreğimi tutturmam arkadaş…

İzafi…

izafi.jpg“Kısa süre izafi bir kavram” demiş Org. Büyükanıt. Kimine bir gün kısa gelir , kimine bir sene…

Hayatımızda daha bir çok izafi kavramlar var. Mesela vatan haini olmakta izafi bir kavram.
Örneğin devlete başkaldırırsan, sen kendine özgürlük savaşçısı dersin, fakat öteki vatan hainisin der.
Sen amerika ikna olmuşsa ben de oldum demeyi siyasi bir manevra gibi görürsün, öteki vatanı sattın der.
Canın darbe ister, rejim kurtulsun dersin, öteki cuntacı vatan haini der.

Bütün bunları evinde, işyerinde, parkta, okulda, dağda, helada, gazete köşesinde bir yerde yaparsın…

Bir siyasi iradeyi yıkamazsan eğer önce onu oraya getirenleri aşağılarsın, sonra yıkmak için hiç olmayacak bir yerden yardım beklersin. Yardım beklediğin güç böyle bir şey yapmaya kalkmazsa eğer, kendince elinde ne imkan varsa onu ”ötekini” küçük düşürmeye çalışırsın;

İzafi 1 :

Karayılan olursun, ininden böğürürsün ; “ZAFER”
Bekir Coşkun olursun, Köşenden bağırırsın ; “KİMDİ O ABD YE REST ÇEKEN”
Yılmaz Özdil olursun, Köşenden bağırırsın : “BUSH ÇIK DEDİ ÇIKTIK”

Genelkurmay iş bitti çıktık der, izafidir. Başbakan Ulusa seslenişi değiştirir, kimi taktikti der kimi bilmiyordu der izafidir. Bir uzman gayri-nizami harp te hesap, bir terörist e karşı yedi asker ölmesidir , 240 terörist öldü, 1500 asker ölse başarısızlık sayılmaz der bu da izafidir.

İzafi kavramlarda aynı sonuçta hem fikir olanları farklı kefelere koymak taraflara haksızlık olur. Ne demek mi istedim;
Karşımız da aynı şeyi düşünen, iki farklı (!) meslekten üç kişi var; Teori çok basit;

1. Karayılan Haindir
2. Karayılan Köşe yazarıdır
3. Onu da sen bul…

Bekir Coşkun Vatandaşlıktan Çıkartıldı.

pasbek.jpg

Geçen gece Başbakanın “Cumhurbaşkanını tanımayan TC vatandaşlığından çıksın” diyerek Bekir Coşkun’u hedef göstermesi üzerine, çok hızlı çalışan Cumhuriyet Savcılarımız Hürriyet yazarının vatandaşlıktan çıkartılması için Bakanlar Kurulunun imzalaması gereken evrakları tamamladılar. Gece geç saatlerde Bakanlara yataklarından bir bir kaldırılarak imzalattırılan evraklarda bir tek Atilla Koç uyandırılırken sorun yaşandı. Sabaha karşı vatandaşlıktan çıkarıldığını öğrenen Bekir Coşkun, Midilli’de kaldığı evden bize ağlayarak yaptığı açıklama da “Olayların buraya varacağını bildiğim için zaten Angola’ ya vatandaşlık için başvurmuştum, onlarda gel zaten bizim laf ebeliği yapan yazar kadromuz eksik, sen büyük bir boşluğu doldurursun dediler” diye konuştu.

Tanımadığı Abdullah Gül’ün 28 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı olacağını öngörürsek, Bekir Coşkun’un en geç 27 Ağustos’a kadar çıkış yapması gerekiyor. İşte Bekir Coşkun’un yeni vatanı;

angola.jpg

(Yine şakaladık:)

Bekir Coşkun Cumhurbaşkanını Buldu…

kustuk.jpgKÜSTÜK; Şaka yaptık dememize rağmen, özellikle fotomontaj için çok yoğun bir şekilde tepki alan mizansen-kurgu haberimizi kaldırmak zorunda kaldık. Sadece eğlence amaçlı yaptığımız bu mizahi haberlerle birilerinin kalbini kırdıysak (ki kırdık) özür dileriz.
Bekir Coşkun ve arkadaşlarıyla ilgili diğer haberler… :)

Yılmaz Özdil, Kalem, Kalemtraş

karakoy_vapur01.jpg

Yılmaz Özdil’le geçen anınız var mı diye sormuş; blog sayfamızın müdavimlerinden Yavuz kardeşimiz, olmaz mı. Benim ömrüm Yılmaz, Emin ve Bekir’le geçti. Gerçi Hıncal’la da yaşadıklarımız var fakat onlar pek anlatılacak şeyler değil(+18).

Yılmaz Özdil’in kalabalıklardan neden çok korktuğunu (örnek: %47 kadar kalabalığa korkudan bağırıp çağırması gibi.) başımızdan geçen bir olayla anlatayım. Bendeniz iyi bir Fenerbahçeliyim, Yılmaz da o zamanlar küçük, onu da Fenerbahçeli yapayım diye uğraşıyorum. Dedim ki seni maça götüreyim Kadıköy’e, olur dedi gidelim. Hafta içi Türkiye kupası maçıydı sanırım. Ben biletleri iki gün önceden aldım. Maç günü Aksaray’dan otobüsle Sirkeci’ye geldik, vapurla Kadıköye geçmek için jetonlarımızı alıp turnikelerden geçip vapurun yanaşmasını beklemeye başladık. O kadar çok yolcu varki, bekleme salonunda havasız kalmaya başladık. Sonunda vapur yanaştı, gelen yolcular tahliye olmaya başladı. Tahliye işlemi bitince önümüzdeki büyük sürgülü kapılar açıldı. Bir anda herkes vapura hucum etmeye başladı. Yılmaz küçük, birazda tombalak, kalabalığın içinde yere düştü. At sürüsü gibi herkes üzerinden geçti. Bizim Yılmaz’ın altta kaldığı saniyelerde bazı aletleri ezildi, kırıldı, kullanılmaz hale geldi (gözlük,kalem v.s.). Ben bu olayın onda kaybettirdiklerini daha sonra öğrendim. Gerçi başlarda tahmin etmiştim, fakat yine de düzelir diye düşünmüştüm.

Evet, Yılmaz’ın kalemi kırılmıştı, artık kalemini kullanamıyordu. Onun depresyon halini bir ben bilirim, birde Allah. Burdan ona seslenmek istiyorum; Sevgili Yılmaz, Allah kimine kalem, kimine de kalemtraş olma görevi vermiş, dünya imtihan dünyası, bugün kalemsin yarın kalemtraş, önemli olan kalemtraş olduğunda da bundan keyif alabilmen. Alıyor musun bilemiyorum ama sanırım alıyorsun.İşte bu yüzdendir ki Yılmaz Özdil agorafobi olmuştur.

Kürek, Top, Delik

golf.jpgBekir Coşkun ve Emin Çölaşan’la anılarım bitmez bizim, dile kolay 22 yıl, İkisi benim yazılarıma öyle yorumlar yazıyor ki, yayınlasam değil Türkiye’de Dünya’da Samanyolu Galaksisinde kapatırlar Worpress’i.

Bunlar o zaman İstanbul’a yeni gelmişlerdi. Haydarpaşa Gar’ından aldım, Cağaloğlu’na getireceğim, Bekir Coşkun ”Biraz dolaşalım abi, İstanbul’un güzel yerlerini göster bize. Tamam dedim, sabaha kadar ikisine de güzel Yerler gösterdim. Sabah canları sıkıldı, aynı yerler hep. Emin Çölaşan “Abi ben Ankara’da golf öğrendim, oynayacak yer varsa oynayalım dedi” Bekir Coşkun tuhaf tuhaf Emin Çölaşan’ın yüzüne bakıp “Golf nedir abi ?” dedi. Emin Çölaşan’da “Basit dedi, bir tane kürek gibi sopa lazım, bir tane top, bir tane de delik. Hemen atladım “Bende kürek var”, Emin Çölaşan’da “Bende top var”, Bekir Coşkun’da Koşar adım uzaklaşarak “Benim de işim vaar”…

Ne kürekmiş bee…!

kav.jpgSizlerle Emin Çölaşan ve Bekir Coşkun’un kürek aşklarıyla ilgili bir sırrımı paylaşacağım. Kimseye bir şey söylemeyeceğinizden eminim. Günlerden bir gün Çeşme’nin biraz açığında kayığımızla gezerken Bekir Coşkun suya düştü, çok iyi bir yüzücü olmadığı için hemen Küreğimi ona uzattım, Kürekten tuttuğu gibi kayığa çıktı. Nerden tutturdum küreği, artık hep kürekten tutup denizde yüzmeye başladı, hatta ara sıra küreği vermeyince boğulma numarası yapar oldu, Emin Çölaşan ise bu durumu biraz kıskanmaya başladı, neden hep o tutuyor ben tutmuyorum diye. Neyse, Emin Çölaşan’a da tutturmaya başladık, hatta bir süre sonra Emin Çölaşan küreği Bekir Coşkun’dan daha fazla tutmaya başladı. Tam da seçimden bir gün sonra kürek tartışması yaşadık. Bu ikisi kürek mevzusunda kavga ettikleri zaman, ertesi gün köşe yazılarına yansır. Bağırır çağırılar. Ve geçen hafta yaptığımız son kavgada ben Emin Çölaşan’a bırak küreği hep sen tutuyorsun diye kızınca, morali bozuldu ve bizim kayığı terk etti. Bekir Coşkun ilk başta sevinse de daha sonra çok üzülüp o meşhur yazısını yazdı; “Kürek arkadaşımı dalgalar aldı”

Sevgili Bekir Coşkun, ister kayığı terk et ister etme, ben bir daha Küreğimi tutturmam arkadaş…

(Yılmaz Özdil’le yaşadığım bir anım)

Cam Şişede Maden Suyu Sağlıklıdır…

soda.jpg

İçimize sindiremiyoruz, hazmedemiyoruz Abdullah GÜL’ü diyenlere özel cam şişede sağlıklı, yanında bir dilim limonla servis yapılan Maden Suyu üretiyoruz. Maden Sularımız Anadolu’nun her bölgesinden arıtılarak, arttırılarak el değmeden üretilmiştir. 22 Temmuz seçimlerinde oylarını CHP’ye verdiklerini ıspatlayanlar Maden Suyumuzdan ücretsiz faydalanabilirler. Nasıl ıspat edeceğiz diye dert etmeyin, şöyle karşıdan bir bakışta anlıyabiliyoruz.

Bayilikler verilecektir. İzmir ve Antalya illerimizden herhangi bir bayilik ücreti almıyoruz :)

   

Bekir Coşkun’un Küreği

kurek1.jpg

Bekir Coşkun, Emin Çölaşan’ın kovulmasına öyle içerlemiş ki,

“Bu yazıyı zor şartlar altında yazıyorum. Telefonlar durmadan çalıyor, televizyonlar kapıda, haberciler durmadan bizden söz ediyorlar, benim ise söyleyecek çok sözüm yok. Sözümü sadece size söyleyebilirim. Olan şu: Biz bir kayıktaydık. Kürek arkadaşımı dalgalar aldı.” Diye başlıyor yazısına.

Ertuğrul Özkök ise olaya diğer açıdan bakıyor.

“Çölaşan geçen 20 yıl boyunca istediği her şeyi yazdı. Yüklü tazminatlar ödeme pahasına bunlara ses çıkarmadık.
Hürriyet bundan 5 yıl önce yeni yayın ilkelerini belirledi. Bu ilkeler, yeni ve çağdaş bir yayıncılık anlayışının temel taşlarıydı. Kişi hakları, hakaret, takıntı gibi konularda daha titiz bir yayıncılık sürdüreceğiz. Bunda kesin kararlıyız.
İşte bu noktada Çölaşan’la bazı anlaşmazlıklar çıkmaya başladı. Hepimiz o kurumsal kimliğe saygı göstermek, onun koyduğu yayın ilkelerini benimsemek zorundayız. Peki yazarların bunu kabul etmeme hakkı yok mu? Var elbet.
O zaman yapacağımız iş, kendimizce daha uygun gördüğümüz bir yerde mesleğimizi devam ettirmektir.”

O zaman fazla söze gerek yok. Hürriyet, Kızılay Meydanında Melih Gökçek’in vatandaşa dağıttığı döner-ekmek, ayran paralarını ödemekten bıkmıştır, belkide olayın özeti budur.

Bekir Coşkun ve Emin Çölaşan’la ilgili diğer yazılar…

Emin Çölaşan’ı Kucakladık

minik1.jpg

Emin Çölaşan ve Minik kuşuna, kendilerine yeni bir yuva bulana kadar bu blog sayfamızda yer veriyoruz, Melih Gökçek’e buradan saldırabilir, minik kuşuda yeni dosyalara, süper belgelere bu blogdan kalkış yapıp ulaşabilir.

Hayırlı uğurlu olsun.

Bu delikanlılığı da kimse yapmaz.