Sorunlar çözülünce işlevsiz kalacak olanlar;
Ocak 15th, 2008 — eminimsi
Her sistem de sorunlardan, problemlerden, kazalardan, kavgalardan geçinen insanlar vardır. Bir ülkede hiç kaza olmazsa hastaneler, doktorlar, eczaneler, kaportacılar, sigorta şirketleri vs… kurumlar işlevsiz kalabilirler. Listeyi itfaiye, polis, savcı, hakim, avukat gibi uzatabiliriz. Fakat ülkede böyle sorunlar yok denecek kadar azalsa bile, yine de bu işlerden ekmek kazanan insanların, orada bir yerde en azından nöbetçi edasıyla olmaları gerektiğini biliyoruz. Peki bu nöbetlere hangi konular dahil değildir;
En gündem de olanı, Alevilerin sorunlarından geçinen Alevi Örgütleri, bu sorunların suistimali ile kemikleşmiş bir oy alan siyasi partiler,(nasıl ki başörtü sorunu çözülmedikçe oyu artan, mağdur bir partimiz var) ve tabi ki embesil köşe yazarları.
Köşesinde;
Aleviler; yobaz değildir.
Aleviler; ozanları-şairleri yakmazlar, edebiyatçıları kovmazlar, aydınları vurmazlar.
Aleviler; kendi çıkarları için, hangi iktidar gelse ona yanaşıp yalakalık yapmazlar.
Diye yazarak; sakın haa! Eğer İktidar partisiyle bir araya gelip sorunlarını çözme gayretine girersen, yüzyıllarca verdiğin acite muhabbetli davanda gedik verirsin. Eğer ki barış olursa, cemevlerinde çocuklarınızı hangi haksızlıklara maruz kaldığınızı anlatarak nefret tohumlarını ekeceksiniz ? Onlarca örgüt, kuruluş, kitaplar, dergiler, siyasal oluşumlar göt gibi ortada kalır, mazallah !
İlk bakışta iyilik gibi gözüken, ama derinden kin, nefret tohumlarını tetikleyecek olan bu yazıya ilk Alevi vatandaşların tepki göstermesi gerekir.
“Yargının Cemevleri İbadethane olamaz” kararına rağmen, bir formul bulmaya çalışacağız diyen İktidara, Alevilerin elini uzatıp, akabinde bekle gör diyerek yardım etmeleri gerekir. Aksi bir durumda İktidarın yalanı er yada geç ortaya çıkacak, Alevi örgütlerin kitaplarında, dergilerinde yeni mağduriyet malzemeleri çıkacak, Dedelerin torunlarına anlatacağı yeni hikayeleri olacaktır.
Bu fırsat rafa kalkmadan iktidarın yakasına yapışıp sorunlarınızı çözün derim.
Siz beş isteyin onlar iki versin, sonuç artı iki olur. Hangi iktidar sorunlarınızı bu kadar gündeme aldı. (oy verdikleriniz dahil)
Gelin, Embesillere kulaklarınızı tıkayın, en azından sorunların tartışıldığı platformlarda yer alın, öyleki iktidarın buradan “Bakın, biz çözmeye çalıştık ama onlar gelmedi” diyerek kendine dolaylı menfaat sağlamasına izin vermeyin.
Hz. İbrahim’e su taşıyan karınca gibi olun;
-Gidemesem de yolunda ölürüm ya! deyin !
Bir dost…
Yılbaşı akşamı, tedbili(!) kıyafetle tv5 in düzenlediği alternatif geceye katılan ahmet hakan coşkun, abdi ipekçi’de kollarında görevli yazan zorbalar tarafından yakalandı.

Başbakanın talimatıyla başlatılan operasyonlarda, Abdullah Gül’ü tanımayanlar TC vatandaşlığından çıkarılıp sınırdışı edilmeye başlandı. Dün gece yaşanan bu görüntülerde, aralarında toplumun sahip çıktığı travesti olan vatandaşlar Kapıkule den sınırdışı edilirken soyunarak olay çıkardılar. Kimi “Ben tövbe ettim, Abdullah Gül’ü çok severim, insan olarak iyi biridir, sadece eşinin başörtüsüne biraz takmıştık” dese de, kapı dışı edilme işlemleri devam ediyor.


KÜSTÜK; Şaka yaptık dememize rağmen, özellikle fotomontaj için çok yoğun bir şekilde tepki alan mizansen-kurgu haberimizi kaldırmak zorunda kaldık. Sadece eğlence amaçlı yaptığımız bu mizahi haberlerle birilerinin kalbini kırdıysak (ki kırdık) özür dileriz.
Bu millet zaferlerinin çoğunu Ağustos ayı içerisinda kazanmış. Belki halkın tümünü kapsayacak bir mutluluk olmasa da 28 Ağustos’ta Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olması demokrasi adına bir kazanım olacaktır. Her ne kadar azınlık sınıfında olsa da milletin tümünü temsil edermişcesine yazılar yazan köşe(kapmış-dönmüş)yazarları ”Benim Cumhurbaşkanım olarak kabul etmiyorum” dese de, Abdullah Gül gerçek anlam da temsil oranı yüksek ve güçlü bir Cumhurbaşkanı olacaktır. Yada olabilecek midir?. İşte 28 Ağustos bu yüzden dönüm noktasıdır.
Cumhuriyet tarihi boyunca halk, belki de ilk defa bu kadar yönetimde etkili olmuştur. Nitekim gücü elinde tutan elit, son dakika manevrasıyla hukuktan bir duvar örmesine ve o duvarın hala orada durmasına rağmen, yarattıkları engeli ikinci kez kullan(a)madılar. Yeni duvar girişimleri de görmedik değil. Fakat o duvar girişimleri çok cılız kaldı. Ajanslara flaş haber diye geçen 30 Ağustos açıklaması bile pek ilgi bulmadı. Peki ne oldu bu elite, neden müdahele etmiyorlar. Neden şapkadan yeni tavşanlar çıkar(a)mıyolar. Acaba, ne haliniz varsa görün mü diyorlar. Sahip oldukları imtiyazı terk mi edecekler. Oturdukları eve arasıra halkın seçtiklerinden temizlikçi, muhasebeci, sekreter alıyorlar, seçilenlerden biri “yahu bu evin kapısı kuzeyde, o yüzden rüzgar alıyor. yerini değiştirelim” deyince, “Eyvah ülke elden gidiyor, sen nasıl kapıyı değiştirelim dersin” deyip asıyorlar. Başka bir tanesi “camlar çürümüş pimapen yapalım” diye akıl verince; hii sen nasıl yapı taşlarıyla oynarsın deyip bahçede tankları yürütüyorlar.