İzafi…

izafi.jpg“Kısa süre izafi bir kavram” demiş Org. Büyükanıt. Kimine bir gün kısa gelir , kimine bir sene…

Hayatımızda daha bir çok izafi kavramlar var. Mesela vatan haini olmakta izafi bir kavram.
Örneğin devlete başkaldırırsan, sen kendine özgürlük savaşçısı dersin, fakat öteki vatan hainisin der.
Sen amerika ikna olmuşsa ben de oldum demeyi siyasi bir manevra gibi görürsün, öteki vatanı sattın der.
Canın darbe ister, rejim kurtulsun dersin, öteki cuntacı vatan haini der.

Bütün bunları evinde, işyerinde, parkta, okulda, dağda, helada, gazete köşesinde bir yerde yaparsın…

Bir siyasi iradeyi yıkamazsan eğer önce onu oraya getirenleri aşağılarsın, sonra yıkmak için hiç olmayacak bir yerden yardım beklersin. Yardım beklediğin güç böyle bir şey yapmaya kalkmazsa eğer, kendince elinde ne imkan varsa onu ”ötekini” küçük düşürmeye çalışırsın;

İzafi 1 :

Karayılan olursun, ininden böğürürsün ; “ZAFER”
Bekir Coşkun olursun, Köşenden bağırırsın ; “KİMDİ O ABD YE REST ÇEKEN”
Yılmaz Özdil olursun, Köşenden bağırırsın : “BUSH ÇIK DEDİ ÇIKTIK”

Genelkurmay iş bitti çıktık der, izafidir. Başbakan Ulusa seslenişi değiştirir, kimi taktikti der kimi bilmiyordu der izafidir. Bir uzman gayri-nizami harp te hesap, bir terörist e karşı yedi asker ölmesidir , 240 terörist öldü, 1500 asker ölse başarısızlık sayılmaz der bu da izafidir.

İzafi kavramlarda aynı sonuçta hem fikir olanları farklı kefelere koymak taraflara haksızlık olur. Ne demek mi istedim;
Karşımız da aynı şeyi düşünen, iki farklı (!) meslekten üç kişi var; Teori çok basit;

1. Karayılan Haindir
2. Karayılan Köşe yazarıdır
3. Onu da sen bul…

Yalan Güzeldir, İstatistikle Daha Bir Güzeldir

meettheparents.jpgGelin bugün size İstatistik bilgisiyle nasıl yalan haber yazılacağını anlatayım. Bunu anlatmak bir vazifedir, nitekim bu marifetin en büyük ustalarından olan Yılmaz Özdil, köşesinde sadece sonucu yazar. Attığı istatistik taklalarını okuyucuya alelade göstermez.
Aktüel olalım, güncel bir mevzuya dalalım, Bu ülkede başörtüsü nün vs.. vs.. alanlarda serbest kalmasını isteyen kesim %kaçtır ? akp, mhp, ıcıbıcı, %80 eder. chp seçmeninden de mutlaka isteyen kesim çıkacaktır. Onu da geçersiz oylara sayalım. sonuç %20-%80
Sorun çözül(e)mediği için gerilenlerin gerilme seviyesini bulalım;

Yasağın kalkmasını isteyenlerin (a) sinir katsayısı, 10 (on) üzerinden;
yasak var iken; 7      yasak yok iken: 1,5
Yasağın sürmesini isteyenlerin (b) sinir katsayısı, 10 (on) üzerinden;
yasak var iken: 7
yasak yok iken: 12 

Formül;    y=(a x az)+(b x bz)
a=yasağın kalkmasını isteyenler
b=yasağın kalkmasını istemeyenler
z=sinir katsayısı
y=gerilme seviyesi

Ülkede yasak sürerken gerilmenin rakamsal sonuçları;
y=(80 x 7)+(20 x 7)=700

Ülkede yasak kaldırılmışken gerilmenin rakamsal sonuçları;
y=(80 x 1,5)+(20 x 12)=360

Sonuç olarak yasak kalktığı zaman neymiş ? Gerilme seviyesi neredeyse yarıya inecekmiş. Yani öyle denildiği gibi
vatandaş gerilmeyecekmiş. Peki kim gerilecek ?
Önümüzdeki yerel seçimler de emeklilerini belediye başkan adayı yapacak olan (YBP-C) Yerini Bilemeyenler Partisi. (C harfini örgütlere benzesin diye koydum)

Benim ulusalcı okuyucum; iki elini başını top gibi tutar gibi şakaklarına koy, misket atar gibi kulağına bir fiske at, ne sesi geliyor bakayım, ”gıy gıy da gerimmm” dimi…
Keman kafalı seni…

Yılmaz Özdil, Kalem, Kalemtraş

karakoy_vapur01.jpg

Yılmaz Özdil’le geçen anınız var mı diye sormuş; blog sayfamızın müdavimlerinden Yavuz kardeşimiz, olmaz mı. Benim ömrüm Yılmaz, Emin ve Bekir’le geçti. Gerçi Hıncal’la da yaşadıklarımız var fakat onlar pek anlatılacak şeyler değil(+18).

Yılmaz Özdil’in kalabalıklardan neden çok korktuğunu (örnek: %47 kadar kalabalığa korkudan bağırıp çağırması gibi.) başımızdan geçen bir olayla anlatayım. Bendeniz iyi bir Fenerbahçeliyim, Yılmaz da o zamanlar küçük, onu da Fenerbahçeli yapayım diye uğraşıyorum. Dedim ki seni maça götüreyim Kadıköy’e, olur dedi gidelim. Hafta içi Türkiye kupası maçıydı sanırım. Ben biletleri iki gün önceden aldım. Maç günü Aksaray’dan otobüsle Sirkeci’ye geldik, vapurla Kadıköye geçmek için jetonlarımızı alıp turnikelerden geçip vapurun yanaşmasını beklemeye başladık. O kadar çok yolcu varki, bekleme salonunda havasız kalmaya başladık. Sonunda vapur yanaştı, gelen yolcular tahliye olmaya başladı. Tahliye işlemi bitince önümüzdeki büyük sürgülü kapılar açıldı. Bir anda herkes vapura hucum etmeye başladı. Yılmaz küçük, birazda tombalak, kalabalığın içinde yere düştü. At sürüsü gibi herkes üzerinden geçti. Bizim Yılmaz’ın altta kaldığı saniyelerde bazı aletleri ezildi, kırıldı, kullanılmaz hale geldi (gözlük,kalem v.s.). Ben bu olayın onda kaybettirdiklerini daha sonra öğrendim. Gerçi başlarda tahmin etmiştim, fakat yine de düzelir diye düşünmüştüm.

Evet, Yılmaz’ın kalemi kırılmıştı, artık kalemini kullanamıyordu. Onun depresyon halini bir ben bilirim, birde Allah. Burdan ona seslenmek istiyorum; Sevgili Yılmaz, Allah kimine kalem, kimine de kalemtraş olma görevi vermiş, dünya imtihan dünyası, bugün kalemsin yarın kalemtraş, önemli olan kalemtraş olduğunda da bundan keyif alabilmen. Alıyor musun bilemiyorum ama sanırım alıyorsun.İşte bu yüzdendir ki Yılmaz Özdil agorafobi olmuştur.

Bidon Kafa

matrix-son1.jpg

Ve beklediğimiz gün  geldi, Yılmaz Özdil Hürriyet gazetesinde yazılarına başladı. Halka hangi tabiri uygun göreceğini büyük merakla bekliyorduk. Öyleki bir değil birden fazla yakıştırma uygun gördü;

Amerikan harmanı, KIÇINA SOLUNUM CİHAZI TAKTIKLARI ZAMAN, BENİ HATIRLARSIN… , Hakikaten Allah cezanızı versin be kardeşim,    Şimdi iyi dinle… Yap elini yumruk. Şeytan kulağına kurşun der gibi vur bakayım kafana iki defa… Ne duydun? “Donk donk” di mi? Sen önce onu doldur,  Bidon kafa…

Bekir Coşkun bile bu kadar sıralamadı. Gerçi Bekir Coşkun ve Emin Çölaşan hemen seçim sonrası yazı yazmak zorundaydılar. Bekir Coşkun aceleden göbeğini kaşıyanlar dedi. Ama senin vaktin vardı, seçimden hemen önce devletten aldığın maaşı terkettin. Uzunca düşünme süren oldu, telegol deki gibi yanlışkıkla küfür de etmek istemiyorsun, ama vatandaşın küfürü hakkettiğini düşünüyorsun. Nasıl olacak böyle ?  Ve Hürriyet’e yanaştın, gerçi Hürriyet’in vatandaşa saldıran yazar kadrosu hayli dolu, Nitekim meyvaları da yeniyor (PO). Olsun, bir kere devlet parasının tadını alan bir daha bırakamaz misali, çok saygıdeğer Aydın Doğan’ın sıcak yuvasına oturdun. Devletin affettiği vergi borçlarından da maaşını alırsın, yazdığın yazılarla da AK Parti’nin oylarını arttırmaktan başka bir şeyde yapamazsın.

Ama yine de yazıların çok güzel, eğlenceli, senin tabirinle sigara gibi, zararlı olduğunu bile bile okuyorum, seni okuyamayan ölmeyecek mi sanki :)

Yımaz ÖZDİL yeniden

yozdil.jpgVe sonunda Yılmaz ÖZDİL, yas evinden çıktı, göreve kaldığı yerden devam edecek.
O kadar uğraştın be abi, olmayınca olmuyor.

Nasıl bir meret bu vatandaş, o kadar dedik vatan satılıyor,bu adamlar domuz etini serbest bıraktı, eşcinsel evliliğine izin verdiler, Recai KUTAN’ı bile KanalTürk e çıkarıp üzerlerine saldık, cennetten cehennemden parsel parsel arsa vadeden yarım asırlık düşmanlarımızla bile dost olduk.

Ne olduda böyle oldu abi.
O kadar vatandaşı korkuttuk, Cumhuriyet, Vatan, Bağımsızlık, Hazımsızlık…
Biz nerede hata yaptık ?
Umarım sende suçu imamlarda bulmazsın.
Bekir COŞKUN “göbeğini kaşıyanlar” tanımını uygun gördü, bakalım sen neyi uygun göreceksin sıfat olarak,

ikikişidenbiri ne…