Fenerbahçeli Olmak

fener.jpg

Bence bir bardak sudur Haziran sıcağında içilen yada tuzdur mis gibi aşımın içinde, taptaze bir vişne tanesidir çikolatalı dondurmamın üstünde, belki sıcacık bir bardak çaydır Kadıköy’ de iskele kenarındaki hasırda yada yanındaki karper peyniri veya simididir veya Kastamonu’ da dağda çevrilen bir kuzu , Antep’ in baklavası, Hatay’ ın künefesi, Balıkesir’ in höşmerimi, Beşiktaşlı Pando’ nun balkaymağı, İnegöl’ ün köftesi.

Evet Fenerbahçeli olmak onu derinden ve her şeyden üstün tutarak yaşamaktır.

Eskiden yapılan sezon açılışlarında veya uzunca bir süre maça gidemedikten sonra gidilen ilk maçta çıkış tünelinde çubuklu formayı görünce gözlerinin dolmasıdır.

Üst düzey yabancı misyonun verdiği bir yemekte Fenerbahçe-Gaziantep maçını, yemekte arkadaşıyla cep radyosu kulaklığından dinleyip, 4. golde masadakileri devirip “Gooollll” diye dakikalarca kimseye aldırmaksızın bağırmaktır.

Bilet bulamadığın için gidemeyeceğin bir pazar günü maçını televizyonda izleyeceğinden dolayı maç saati gelinceye kadar Bayrampaşa’da oturan sevgilinle buluşmayı düşünüp Üsküdar’ a gelmesini isteyen ve vapurdan iner inmez daha hoşgeldin öpücüğü kondurmadan telefonun çalıp karşındakinin “Abi akşamki maça bilet buldum” demesi üzerine sevgilini paketleyip tekrar geldiği vapurla evine yollamaktır. Eee bir kalbe iki büyük sevgi sığmaz bazen.

Sen henüz 8 yaşındayken önce gözünü korkutmak için yapılan bir nezarethane gezisinden sonra Galatasaraylı olmazsan seni hapse alacağını iddia edip, çekmecesinden kelepçeleri çıkaran başkomisere kollarını uzatıp “Hadi gidelim” demek ve arkaya dönerek babaya elveda anlamına gelen bir öpücük kondurmaktır. Babamın sayemde bir çilingir sofrası kazandığını yıllar sonra öğrendim.

Hiçbir şeyi Fenerbahçesinin üzerine koyamayıp, eşinin “En çok kimi seviyorsun” sorusuna “Seni seviyorum Sarı Kanaryam” diyerek politik davranabilmektir.

Ya Fenerbahçe ya ben diyen 15 yıllık cimbomlu kocana tabiî ki Fenerbahçe. Başka koca bulurum ama başka bir Fenerbahçe asla demektir.

15 yıl içinde Kadıköy’ de 2 defa Fenerbahçe-Galatasaray maçlarının evliliğinin bilmem kaçıncı yıldönümüne denk gelmesi ve kocayı bırakıp yıldönümünü esas sevgiliyle kutlamak demektir.

Fenerbahçeli olmak PSV maçı sabahı, sabah ezanıyla uyanırken bir sesin kulağına 3-0 diye fısıldadığını duyup, bütün gün herkese maç 3-0 bitecek diyerek dalga konusu olup, akşam maçı izlerken 3. gölü beklemekten ilk 2 golün sevincini yaşayamamaktır.

Altı aylık bebişin kucağında Üsküdar’ ın göbeğinde dolaşırken 2. katta olan bir dev ekran televizyonun 4’de 1’i gözüken kısmından Sakaryaspor maçını izleyip, Luciano’nun uzatmada attığı golden sonra ufacık bebeğin korkmasına aldırmadan ve yaşından başından utanmadan tabiri caizse eşekler gibi bağırmaktır.

Yazları stadı özlemektir, sabaha karşı gidip stadın duvarlarını sevmektir. Stadın çimenlerini yastığın altına koyup uyumaktır.

Fenerbahçeli olmak, her sezon başında cimbomlu arkadaşlarınla 2 maç 6 puanına gönül rahatlığıyla iddiaya girmektir.

Her akşam yatırmadan önce oğlunu kucağına alıp omuz omuza yapmak sarı lacivert şampiyon Fener diye salon yatak odası arasında apatmandakileri kızdıra kızdıra uyutmaktır.

Olimpiyat Stadındaki Gs-Rize maçında Rize gol attıkça sevinmektir ama maç 5-0 olduktan sonra ya 6-0 olursa diye korkmaktır.
6-0 sadece bizimdir, kimse bizden başka Galatasarayı 6-0 yenemez.

Fenerbahçeli olmak…

fener.jpg
(FB TV - Yüksek Kramponlar, forumex.net)

Nothing Else Matters - Yanık version

Posted in Youtube. 1 Comment »

The Million Dollar Hotel

Jeremy Davies’ın unutulmaz intihar sahnesi.

Mutlu Ol Bu Bir Emirdir!

 Youtube engelli olduğu için seyredemiyorsanız tıklayın…

Formula 1 Başlıyor, Bir İstanbul Park Macerası

klasik.jpgF1 keyfimiz başlıyor…
Çaylak Hamilton geçen sene bizi üzmüştü ama bu sene affettirecek. Kimi Raikonen puştu bizi satıp Ferrariye geçince ilginç duygular içine girmiştim…
Ben Raikonen’ci miydim yoksa McLaren’ci miydim ?
Biraz düşününce aslında McLaren i tuttuğumu anladım. Peki bu kural değişebilir miydi ?
Evet değişebilirdi. Hakkinen F1 kariyerine devam etse ve başka bir takıma transfer olsaydı (spyker, super aguri bile olur) o zaman takımımı değiştirirdim. Hakkinen emekli olduğuna göre McLaren e devam.
Türkiye deki ilk grand pri ye ömerenis le gittik. tamamen tesadüf eseri meşhur 8. virajın önüne oturduk, haliyle yoldan çıkan sapkınları seyrettik :) Sabah 9 da açık alandaki yerimize oturduk. Seller sular gibi yağmur yağdı, sırılsıklam olduk, çöl güneşi çıktı kuruduk, tekrar yağmur yağdı yine sırılsıklam bir daha güneş…
Kabus GP2 lerin yarışıyla hafifledi. Mükemmel motor sesleri, yemişim kulak tıkaçlarını biz sağır olmaya geldik. Televizyonda sadece tizler çıkıyormuş meğer, canlı canlı hem tiz hem bas… Size tecrübe nasihatı; bir kere mutlaka gidip araçların sesini canlı dinleyin, padok a yakın yerler daha makbul. Bir daha da gitmeyin, çünkü televizyondakinin milyonda biri kadar keyif alamazsınız. Beş milyon metrekare alan, araç önünüzden ciuv geçiyor sonra, bekle allah…
Neyse, 16 Mart macera başlıyor;
Avustralya Grand Prix, Melbourne, Avustralya  16 Mart, 06:30

(Resim; Pilotlar yarış başlamadan klasik arabalarla selamlama geçişi yaptılar, Raikonen klasik bir Mercedes le geçiş yaparken. Aşağıda ise çektiğimiz videolardan biri…)

Posted in Spor. 8 Comments »

Roberto Carlos…

Roberto Carlos un Tenerife ye attığı gol için Youtube da bir matematikçi tartışma başlatmış. Matematiksel olarak imkansız dedikleri gol için “İsa yardım etti”, “O bir matematik kralı”, “Gol olmuşsa demek ki imkansız değil”, ”Hey, görüntüdeki adam, sesini kes. Bu bir yetenek, matematikle açıklayamazsın” gibi ilginç yorumlar yapmışlar…

Yazının detayları…

Hi George, One State Please…

Eline amerikan bayrağı alanın ülke kurup, bağımsızlığını ilan ettiği bu günlerde benimde aklıma acayip fikirler gelmiyor değil.

Mesela diyorum ki bizim mahallelilerle bir araya gelip otonomi mi ilan etsek.

Meclisi Kuku Ahmet in çay bahçesinde toplarız, çay bahçesinin branda perdelerine sayın bush un portrelerini asarız.

Şaka bir yana, bu söylediklerimiz ırakta gerçekleşecek… Tıpkı kosova da olduğu gibi.

İşin traji komik tarafı kendi elimizle bize hava alanlarını, yollarını, devlet binalarını, okullarını, iş merkezlerini ni ni ni yaptırdılar. Laf dinlemez pi.lerini dağdan bizim elimizle önce havadan, sonra karadan operasyonlarla temizliyorlar…

Bakmayın bağırıp çağırdıklarına, kaç aydır dağlara ikmal geçişini engelleyip durumu kolaylaştırıyorlar. Büyük abi de aha şuradalar aha buradalar diye kaflarına indirdiğimiz bombaların adresini gösteriyor…

Her şey temizlenince ne olacak; Aynı kosova da olduğu gibi ellerine amerikan bayraklarını alıp bağımsızlıklarını kutlayacaklar. Salak pekaka durumu daha yeni anladı. Hala amerikanın ve barzani amcanın kendilerini nasıl sattığını akılları almış değil. Kafalarına bombalar yağarken bugün istanbulun pekakalı semtlerinin birinde duvarı afişlerle donatmışlar “amerika ortak düşmandır”

Sokak köpekleri, şimdi mi aklınız başınıza geldi. İşte saddam gibi kullanıldınız, kullanılmış tuvalet kağıdının gideceği yer de belli…

Çek sifonu eminimsi, kuracağımız ülkenin marşını buldum youtube tan…

Bak Amerika’lı Blog yazarlarının yaptığına (Bizimkilere duyurulur)

Geçtiğimiz günlerde bloglarda paylaşılan  yazılar neticesin de, Mert in  orta levelli bir on-line alışveriş krizi aşılmış oldu.

Sorunun çözümü (en azından sonuç hızı), blog yazarlarının bu problemi çok hızlı bir şekilde yayılarak sayfalarına taşımasıyla sağlandı.

“Bu olay şunun da ispatı; demek ki neymiş blog deyip geçmeyecekmişsiniz.”, “İşte amaç yerine ulaştı mı mühim olan budur!” diye yorumlar yapan EdaSuner in demek istediğini Amerika da, hem de Başkanlık seçimlerin de Hilary Clinton ı köşeye sıkıştırmaya çalışan blog yazarlarının yaptığına bakarak anlayabiliriz.

Haber özetle şudur;

“Amerikalıları kızdıran Kurtlar Vadisi Irak’ın yapımcılarından Mehmet Çelebi’nin, Hillary Clinton’ın en önemli bağışçılarından biri olduğu ve parti kongresi için delege seçildiği bilgisi, Kürt sitelerinden ABD’ye yayıldı. Önseçim sürecinde bunu fırsat bilen bazı Amerikalı muhafazakar blog yazarları, Demokratların kadın başkan adayı aleyhine karalama kampanyası başlattı.” Hürriyet…

Kendini güç hiyerarşisinin içerisine Amerika da çoktan almış olan bloglar, Türkiye de ne durumdalar ?.

Mesela günlük olaylar da veya örnekte olduğu gibi seçimler de ne kadar etkili olabiliyorlar. Tabi ki kimseye blog sayfanızdan kömür filan dağıtın dediğimiz yok :) ama yazılan yazılar seçmenlere ne kadar etki yapabiliyor.

Etkinin büyümesi Ulusal Medya aracılığı ile sağlanabilir mi ?

Aslında evet, fakat Ulusal Medya nın blogçuları kendine (ufakta olsa) rakip görme kompleksleri oluşabilir. Bunun ışıltılarını Ali Saydam ın e-şerefsizler yazısında gördük. Hatırlarsanız Ali Saydam şu incileri dökmüştü;

“Bu e-şerefsizlere sayfalarında yer veren siteler de analog şerefsiz türüne girerler. Çünkü küçük bir araştırmayla bunların kim olduğunu bulabilirsiniz. Bu türden olanları savcılığa vererek biraz olsun yıldırmak mümkündür, oysa diğerlerini yasal yoldan susturmak zordur.. Çünkü yasal zeminde hareket etmezler. Kötülüğü Makyavelist amaçlarla değil, çıkar mıkar beklemeden bizzat ‘kötülük etmek için’ yapan bu sinsi yaratıklara karşı, iletişim açısından yapılacak şey de sınırlıdır. Susmak bunlardan bir tanesidir..”

Evet, aslında susmak en iyisi (Ali Saydam için)

Sonuç olarak Türkiye’de bir Gateway Pundit yok. Ama olabilir…
Önümüzde ki yerel seçimlerde Youtube da, yeni Belediye Başkan adaylarının projelerini anlattığı, eski belediye başkanlarının yaptıklarını ve yapacaklarını anlattıkları videolar yayınlanmaya başladığında anlayın ki o yola doğru gidiyoruz. (bak bunu iyi akıl ettim, hemen bir iki AK Partili belediyeye video hazırlıyayım, Elhamdulillah Müslümanız :)

Keep on Rising - Uçuş hattı

eminimsi.jpgeminimsi.jpgAynı anda kaç yerde olabilirsiniz ?
Madden olduğunuz yer, manen olduğunuz yer… İşte Keep on rising, bedeniniz PC nin başında iken, ruhunuzu hayal gücünüzün tarif ettiği adrese götüren, yedi dakikalık bir yolculuk…

Ben şu an Alanya kalesinde fotoğraf çekiyorum, Selim
bey de aracına park ücreti ödememek için rampayı inip çıkıyor.
scotter li görevli peşinde :) “dürbünle bi kere bakmak 500″ yazıyor
karton kağıtta, parasailing yapıyor vatandaş, Akdeniz parlıyor.

Yedi dakka doldu başa alıyorum…

Posted in Youtube. 1 Comment »

Cem Yılmaz’ın Yeni Filmi A.R.O.G. un Fragmanı…

kaynimbanakaydi-vermekistem.jpg

Posted in Youtube. 1 Comment »